JAPON ŞEMSİYESİ
Çiçeklerimi ektim, kalbimin en sessiz yerine,
Toprak hâlâ senin adını fısıldıyor köklerime.
Kaktüsler susuz kalmış, dudakları çatlak bir dua gibi,
“Bizi unuttun…” diyorlar, diken diken sessizliğiyle…
Sardunyalar aynalarda kendini seyrediyor,
Mum çiçeğim gecede usulca yanıyor.
Odam bahar kokuyor ama içim hâlâ kurak,
Bir mevsim var içimde… yağmuru unutmuş…
Japon şemsiyesi, yağmurda yeniden doğar,
Her damlada biraz daha kendine varır.
Ama bencil arzular gibi göğe bakar,
Yağmur yağmadan sevmeyi hiç öğrenmez…
Zambaklar uyuyor, beyaz bir rüyanın içinde,
Zaman onları saklıyor derin bir çekmecede.
Yaz gelince açarlar, masum bir sır gibi,
Ama akşam sefalar küsmüş artık geceye, benim gibi…
Kaktüsler gözyaşımı sevmez, bilirler,
Su değil bu… içten kopan bir çöldür derler.
Gece olunca kendi kendine batan iğneleriyle,
Sessizce kanar içim, kimse görmeden…
Japon şemsiyesi, yağmurda coşar,
Her damlada kendine bir bahar kurar.
Ama kalbim gibi susuz kalmış bir çiçek,
Yağmur gelse bile açmayı unutmuş…
Japon şemsiyesi…
Göğe bakan bir yalnızlık…
Kaktüsler…
İçten ağlayan çöl kalpleri…
Ve ben…
Yağmurla bile ıslanmayan bir hikâye…
Recep Turcalı
Kayıt Tarihi : 23.05.2026 01:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!