gülüşün düştü önüme,sanki güneş Galata’ya yaslanmış,
Rüzgâr hafifçe saçlarını okşarken, baharın kokusuyla neşelenmişti beşiktaş,... Adımlarımız, Balat’ın renkli sokaklarında yankı buldu, Her kapının önünde ayrı bir hikâye yazmıştı bize istanbul
Boğaz’dan geçen martılar gibi özgürce süzülüyordu sevgimiz
Bir vapur düdüğü çalar içimde, kıyıya yaklaşmış gibi
Gökyüzü pembeleşirken Üsküdar’da, elin elimin içindeydi,
Sanki dünya bizim için durdu o an, zaman gülümseyip geçiyordu yanımızdan
Çınar ağaçlarının altında yürüdük, yapraklar bize yol gösterdi,
beykozun sessiz sabahlarında kahveler konuştu,
Tophane’de çocukların koşuştuğu seslerde buldum umutlarımı, istiklal caddesinde taşlarda sek sek oynasım var
Doğa da sever bizim sevdamızı; güneş bile başka doğar senleyken,
Yağmur damlaları bile dans eder sokak taşlarında, hiç üşütmeden.
Bir papatya kopardım Moda sahilinde, “seviyor” dedi her beyaz yaprak,
Ben zaten biliyordum; gözlerinde saklıydı koca İstanbul’a sığmayan aşk.
Ve şimdi her yol sana çıkar bu şehirde, her rüzgâr adını söyler,
Her gün yeniden yazılır içimde, senli hayatın taze bir defter.
Ne boğaz biter, ne rüya; ne de kalbimdeki bu derin sevgi,
İstanbul’um da sensin artık, kalbim de… ikisi de aynı şarkıyı söyler. Ve sen gülünce, Karaköy sokakları bile aydınlanır sanki,
Duvarlardaki eski boyalar renklenir, zamanın pası kalkar tenindeki yankıdan.
Bir simitçinin sesi gelir uzaklardan, siiiimittçiii taaaze gevrek
Ben bilirim, bu şehirde en taze olan seninle başlayan her sabah.
Kadıköy’de bir bank buluruz kendimize, kalabalık susar etrafımızda,
Sadece martı çığlıkları ve rüzgârın hafif ıslığı karışır muhabbetimize.
İnsanlar geçer, vapurlar kalkar, işaretçiler düdük çalar,
Ama biz, kelimeler arasında kaybolmuş iki gönül, zamana dokunmadan otururuz.
Belki bir gün Emirgan’da mor salkımların altından geçeriz yine,
Yapraklar düşer omzuna hafifçe, ben düzeltirken içim titrer sessizce.
Her çiçeğin başka bir sevgi anlattığını fark ederim seninle,
Laleler, papatyalar, sümbüller… hepsi seni görünce rengini biraz daha koyulaştırır sanki.
Ormanlar da sever bizi; Belgrad’ın kuytularında yürürken,
Ayaklarımızın altında çıtırdayan dallar bile ritim tutar aşkımıza.
Güneş dalların arasından süzülür, yüzüne düşer bir çizgi,
Ben her ışıkta seni yeniden keşfederim:
Bazen masum bir çocuk gibi,
Bazen de sessiz bir şiirin en derin mısrası gibi.
Kıyıya vuran dalgalar anlatır içimdeki huzuru,
Su hep akar ama aşkımız hep aynı yerde kalır:
Kalbimin tam orta yerinde.
Bir gün Sarıyerde güneş batarken sarılırım sana,
Gökyüzü kızarır, deniz kızarır, hatta şehir bile utanır sevdamızdan.
Ama biz utanmayız; çünkü sevmek güzeldir,
Hele İstanbul’da sevmek… o bambaşkadır. Ve biliyorum sevgilim,
İstanbul’un bütün sokakları bir gün susacak olsa bile,
Senin adımın yankılanır içimde en berrak haliyle.
Şehrin ışıkları söner, vapurlar limana çekilir,
Ama seninle kurduğum hayaller, gecenin içindeki tek yıldız gibi hep parlar.
Bir gün Kız Kulesi’nin önünde durup,
“İyi ki varsın,” derim sana,
Sözlerimin taşıyamadığı bütün duygular,
Gözlerimde ürperen bir ışık gibi düşer kalbine.
Ve işte o an anlarım:
Aşk sadece el ele yürümek değil,
Aynı şehrin kalbinde aynı ritmi atabilmektir.
Seninle attığım her adımda,
İstanbul biraz daha güzelleşir,
Ben biraz daha tamamlanırım.
Çünkü bu şehir çok güzel,
Ama sen varken başka güzel.
Gökyüzü mavidir,
Ama gözlerinle bakınca daha derin, daha gerçek.
Ve ben inanırım artık:
Biz ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım,
Aşkımız hep aynı adrese çıkar—
İki kalbin kesiştiği o büyük, o sonsuz İstanbul’a.
Ve şiir burada biter sevgilim,
Kayıt Tarihi : 9.12.2025 19:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Erkan Tankut kaleminden...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!