Hey Çamlıca mehtâbı ne olmuş sana öyle?..
Küskün duruyorsun.
Bir şey kuruyorsun.
Seyrinle ıyan et bana, ilhâm ile söyle:
Aksetmede âlâm-ı vatandan mı bu halet?..
Anlat; bu tahavvül neye etmekte delâlet.
Vaktiyle ederken bu havâliyi zılâlin
..
Gittiğinden beri yalnız yanaklarımdı ıslak
Herkes bana bakardı sokaklarda
Bir gün gelirsen bu şehre...
Herkesten özür dile
Sayende yalnız yanaklarım değil
Artık İstanbul'da ıslak
..
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Niksar'da evimizdeyken
Küçük bir serçe kadar hürdüm.
..
Aşkı aldatan bir şehrin sancısındayım
denizinde bir terkediş bir hüzün
maviye nasıl kıydıysa yüreğin,nasıl kıydıysa
yapma nolur
.....topla kendini şehr-i İstanbul
vururum seni İstanbul
vururum boynundaki gerdanlıktan
..
Şimdi bir şehir hatırlıyorum
Dilim dilim ağustos güneşleri
Yakamozlar,ayışığı,renkli camlar
Bir elmas açısından seyrettiğimiz akşamlar
Sonra denizi deniz yapan ellerin
Çok çok mavi geceler
Pek çok mavi gecler
..
Yedi milyondan,
yedi tepe.
Adları neydi yedilerin?
Sen yalancısın İstanbul.
Yedi tepen,
Yedi milyon yalancı.
..
Dün gece yatak yorgan döşek, uyandım kanter içinde
Dünyayı kalayladım biraz, kötülük yok aslında içimde
Neden böyle yapayalnız, neden çaresiz gibi
Senden bir haber gelmez biliyordum
Senden bir umudum yok gibi
İstanbul'dan kolay kolay gitmezdim bilirsin
..
Farzet ki bir bataklığa düşmüşsün
Kader seni bir yerlere doğru çekmekte
Sen istediğin kadar kaç bu yalnızlıktan
Yalnızlık sana gelmekte
O yalnızlıktır günlerin getirdiği
O hüzündür kalan bu günden yarına
..
Yolsun, adım adımsın,
Kolumsun, kanadımsın.
Özdeşleşen adımsın,
Bil ki ağız tadımsın.
Bir sevgiye kul musun,
Söyle İstanbul musun?
..
Hangi ayazmadan su içsem
Başında kaç batın
Susuzluktan ölmüştür
Irıpları çekmeyegör
Boğazda her balığa
Bir orospu gömülmüştür
..
Sensiz olduğu her halinden belli İstanbul'un
Herhangi bir sokağında ağladım bu sabah.
Doğsun mu doğmasın mı
sürencemede güneş? ..
Ve sırtında küfe ile ayva satıyor
Bir yaşlı adam,
Hiç düşünmeden...
..
İstanbul'un üstüne güneş doğdu,
Çıktı silkinerek gecenin içinden,
Kız gibi minareleriyle Süleymaniye,
Sultanahmet, Sultan selim, Fatih camileri.
Türbeler, çeşmeler, sebiller
Aldılar aydınlıkta yerlerini.
..
Bu şehir bıraktığın gibi Hasan.
Martılar
Yine öyle ürkek,
İnsanlar cesur,
Deniz bâzan yeşil, bâzan kurşunî
Liseli gençlerin selâmı var
..
Kadın ölür hiç bırakılmadığı kalabalıklardan. Saçlarına gelip gelip kumrular konar ve sevinir ayrıldığına.
Belki evlenmişti ve yaşamıştı çocukların öldüğü kuytularda, her gece adlarını unuttuğu şehirlerde. Hiç bilmediği dağları aramıştı o zaman, çocukluğunda dinlediği hazineleri.
Kadın ölür, yeniden saçlarına üşüşür kalabalık; uykusundan iki kişinin başlattığı eski bir karanlığa azalır, ölmekten hiç bıkılmayan çağlar geçer gölgesinden.
Gölgesinden haydutlar geçer, dönüp onu kuyulardan çıkarır bir tanesi, atların en iyisini ona verir; özlediği sulardan çıkar kadın, ama öteki haydutların çadırlarını görür birden, yorgun atına bakar ve ağlar belki.
..
Orda, uzaklarda, İstanbul’da,
Herkesin bir sonbahar toplayışı vardır...
Günlerden sonbahar toplayanların ustası;
Orda, Atillâ İlhan’dır.
Burası bir Alman kasabası,
Ve ben ağaçlardan, kuşlardan değil de sonbaharı,
Hayâlimdeki gözlerinden topluyorum.
..
Kasımpaşa kıyıları tersane
Bir kız sevdim alimallah bir tane
Herdem sevdalıya kız mız bahane
Top çiçeğim deste gülüm
Canım İstanbullum
Aman aman bahane
..
Çok gece dayanır kapıma ağlamaklı istanbul
Unutulmuş kokularıyla gülleri, leylakları
Bir anadolu türküsü kadar çoğul
Dindirdim içimde nice zehirli çavlanları
Ne sırrına ne bakire ellerine dokundum
Sabık bir şairin esrarıyla direndim yaslara
..
Akşam kişneyen bir at istanbulda
Baktıkça sarayburnundan
Okşar yelesini tunusun yeli
Açılır marmara bir mavi zambak
Bir dağ yansıması cezayirden
Akşam yürüyen bir kervan istanbulda
Baktıkça eyüpten
..
Ağa Camii;
Havsalam almıyordu bu hazin hali önce
Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce
Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;
Allahımın ismini daha çok candan andım.
Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen!
Böyle sokaklarda ki, anası can verirken,
..
Son evi gösterin bana İstanbul'da
vapur sesinin duyulduğu
ki kapısını çalıp
söyleyeyim içindekilere
daha çok kedi yavrusu ezilsin diye
eski iskeleleri
sahil yoluyla ayırdıklarını
..