Sert rüzgarların volta savurduğu
Rıhtım yokuşlarında akıl ermez sır yetişmez
Sazlıklardan çırpınan kanatlardan
Issızdan öteye atları sürgün edip yılkıya vuran
Sedirleri soğumuş
Sohbetleri meskensiz diyarsıza ören viran kül..
Yamalı minderlerde unutulmuş üzülmüş tespih taneleriyle sessizliğe bozulmuş bohça ve tütün tabakası gibi
Ve otları sararmış ırmak boylarında bir yerde
Dolanıp duruyorken kasım vakti şimdilerde dünya
Rüzgarın peşini bırakmayıp güneşli sarpalara nakış sürdüğü
Aklına esenlerin toprağını ekip biçiyorken poyraz ırgat
Üstünde yakınında nesi varsa
Bıçkın elbisesine
Hırçın sevincine
Güzbaharı düşlerinede sağlıcakla kalmaya
Rıhtımların olduğu yerde yük ve yolcu limanı çarşı kurmuş nikah şekeri dağıtıyor
Fırfırlı fistolu düğmelerini sökmüş koparmış fırtınaların
Limana bakan uzaklıklarında düzlükler tarlalar değirmenler ve ambarlar
Sırtına işlik giymiş harmanlar, omzuna çavdar yüklemiş değirmenler
Başaklarına sarmış bürünmüş yazlar
Ve un yüklemiş seklemleriyle toz dumanlar içinde bir ülke talanına doludizgin
Çınlayışı ve yankısı hiç bitmeyen bir şarkı gibi uçsuz bucaksız güz göçlerinden,
Hudutsuz jiklesiz keyfe kederlere
Beti benzi morarmış çığlıklarla ayıklanmış elenmiş ziyana,
Yıkılışını kutlayan kadehlere kurulu şölenler kaldırırcasına, gri tonlar deseninde kesik kırpık harami döküntüleriyle
Evini sokağını hayatın gidiş geliş yollarından demir döküm anahtarlarına yan bağlayan
Göz diken
Çiyan bakan
Ve el koyanlara tanıklık edip kabus yorduğu
SKasım/24
Kayıt Tarihi : 29.11.2024 16:38:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!