Önce ılık ılık indi
Yavaş yavaş
Gözlerimden yaş
Gökyüzünden binlerce taş
Ellerimi ıslattı gözyaşlarım
Ellerimi yıprattı
Ela gözlerinde sırlarım saklı
Sırlarım hüzünlü gözlerin haklı
Zaten ceza verdim ben gözlerime
Ela gözlerine kırk yıl yasaklı
Ela gözlerinde yaşar mazimiz
Eğer yaşamaksa bu
Yüreğimde sebepsiz bir korku
Ruhumu sızlatan çelik bir burgu
Hükümsüz,sonsuz,bitmez bir sorgu
Ben kendi hapishanemde yaşıyorum
Ehli namus
Nasıl da tertemiz çıplak elleri kadının
Kadın razı gitmeye
Kadın uysal
Ta.. dünden razı seninle gitmeye
Dururum deme
Güzel yaşamak. Anlamlı yaşamak. Denenmemişi yaşamak. İnsan olarak bana ne kazandırır. Şimdiye kadar bunu hiç düşünmedim. Düşünmedim çünkü bu yaşıma gelene kadar sonsuz bir yaşamın beni beklediğini hep bilinçaltıma enjekte ettim. Düşünmedim çünkü şimdiye kadar törelerin, ailenin, toplumun benden beklediklerini yaptım. Yasaların, kanunların emrettiği şekilde yaşadım. Çünkü bu kültür bana verilmişti. Ve babamı kaybedene kadar tek başıma olacağımı hiç fark etmedim. Ve bir gün sıranın bana geleceğini hiç düşünmedim. Ama artık şimdi yapayalnızım yaşamın tam ortasında hemen hemen.
Ve güzeli, anlamlıyı, heyecanlıyı, denenmemişi, yaşayıp yaşamadığımı kendi kendime yeni yeni sormaya başladım. Bilim adamları, felsefeciler bu soruyu kendine sormanın bile büyük bir cesaret istediğini söylesede ben cesaretten öte bir gereklilik olduğunu yeni yeni keşfediyorum.
Bu bir nevi özgürlük olsa gerek. Bir yaşama özgürlüğü. Yaşama biçimine insanın kendisinin karar vermesi bence yaşama özgürlüğünün temelini oluşturur. Bunu yaşama hakkı ile sakın karıştırmayın. O zaten her şeyin temeli. Yaşayacaksın arkadaş ama nasıl yaşayacaksın?
Eğer geleceksen bir gün geri
Giderken geçtiğin yollara
Sakın sakın uğrama
Görüp nefretimi ayak izinde
Korkarsın belki sevginden
Nefretler gerçeğe dönüşür çiçeklerde
Tükeneceksin
Bir ışık gibi
Kaynağında umutlar azalınca
Sevilerini
Arayacaksın
Gözlerinde ışıl ışıl parlayan
Ölüme gidiyorum/ desem
Hiç acımadan/ gelirmiydin/ gençliğine
Kara sevdamın arkasından
Hiç bakmadan geriye
Adımların gelsede/ peşimden
Yüreğin kalırmıydı geride
Sahabe diyecek ki
Zeytini dalıyla taşımadı diye
Almaz mı kuzgun kuşunu
İbrahim yalnızca
Kendini tavaf edenlerle mi
Binecek o gemiye
Galibiyetler ordulara ait olabilir ama zaferleri milletler kazanır. Yenilgilerde ordulara ait olabilir ama hezimetleri millet olmayanlar yaşar. Zira bir millet için mağlubiyetleri ölüme dönüştüren galibiyetlerin zulmüdür. Çünkü galip olduğuna sevinenler, mağlup olduğuna üzülenlerden zafere daha uzak hezimete daha yakındır.
Nefsin mağlubiyeti Tanrının hakikati, nefsin galibiyeti şeytanın vukuatıdır. Nefsin galibiyeti milletlerin hayatında yaşanması en kolay, taşınması en zor mağlubiyet şeklidir.
Ey Milletim! Galibiyetin zafer sicilin olması için, kibir’in mağlubiyetini nefsinin siciline yazmayı sakın unutma. Unutma ki; ebedi galibiyet ebedi tevazuya dönüşmedikçe; sonsuz mağlubiyet sonsuz maziye dönüşecektir.




-
Özlem İpek
-
Özlem İpek
-
Özlem İpek
Tüm Yorumlarhocam siz bu şiiri yazarak bni ölümsüzleştirdiniz çok teşekkür ederim..
hocam siz bu şiiri yazarak beni ölümsüzleştirdiniz çok teşekkür ederim..
hocam siz beni ölümsüz bir öğrenci yaptınız çok teşekkür ederim :)