Kalendarın yaprakları,
rüzgar etkisiyle çevriliyordu üst üste.
Mevsimler kendini rüzgarın kollarına bırakıp,
gökyüzündeki rengini ayarlamaya başladı,
göz gözü görmeyen bu vasat, yağmurlu gecede.
Fecir ise ışığını gösterip kendisini saklar gibi
Düşünüyorum mavi ay altında,
ah bu şarkılar, hepsi sana yazılmışlar.
Derken aklımı kurcalıyor binlerce sual.
Gerek var mıydı aşka?
Elzem miydi sevişmek?
Sevsen ani ölüm,
Mutluluk bir ayna olsa keşke,
gözlerimi ona diktiğim anda beni taklit etse.
Gülüşlerinin bir yansıması olmadığını varsayıp
yalnızlığımı yüzüme vururcasına,
tek başıma tebessüm edip, sevinebilsem.
Böylece hayatın var olduğunu
Kafamın her cestesi panayır ve
ilinti hissediliyor en derinden.
Ölgün kuzgunların,
konmak için aradığı ark kolu.
Devinim yapacaktı dizimin fermanı.
Kömür karasının,
Güz mevsimi ziyaret edince,
istisnasız her dakika,
gökyüzü yüzüme değiyor.
Evimdeki bütün mobilyaların,
ayakları,
ayakta durmaktan çok,
Dilimde kağıt kesiği bırakır,
adını anırmak.
Kağıt kesiğinin her santimi,
küçük ören odalar.
Odaların duvarları taba renkli,
metruk bir harabe.
Ben öznesine duyarlı hayaller,
çeyrek bırakılmış vaziyette.
Vaziyete ayak uydurmaya çalışıp,
korkudan bulutları kendine siper edinen güneş,
kapalı havanın,
uğursuzluk getirdiği duygusunu besleyen,
Evimin iki göz pencereli,
ayrılık manzaralı odasına kilitliyim.
Tıpkı cinayetten yatan azılı suçluların kaldığı
t tipi cezaevi.
Sokaklar karış karış kar, kıyamet ve tipi.
Gönlüm taziyeye gitmek için,
Güneş üstündeki hara rağmen sönük.
Tek tip iklim olur ve donar evren,
bir an gülmezsen.
Kör olan birinin,
Dünya'ya gözünü açarak verdiği
ilk pozdur çehren.
Söyler misin Mahfer ?
Aşk hümanist olduğunu söyleyen birinin
senden nefret etmesi kadar mı,
yoksa hayvanist birinin seni hayvan gibi
gördüğünü söyleyip
nefret etmesi kadar mı ironi ?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!