Sustun bir mevsim boyu boşluğu dinleyerek
Ser rüzgarlar kırarken incecik dallarını.
Penceremden görürdüm, ağlardın inleyerek
Bağrına basmak için düşen yapraklarını.
Çıplak, yogun gövdenle baş eğmedin ayaza,
Açtı bizim elin has bahçeleri,
Oynaşıyok sümbülünen, gülünen.
Yörük kızı kınalamış elleri
Çekip gider yaylasına elinen.
Sarı çiçek ilkbaharın takısı,
Isparta akşamşarı sessiz
Isparta akşamları kederli
Bir kırık plak gibi dönüyor burda zaman
Ve yetim şarkılar söylüyor karanlıklar
Yokluğun Isparta akşamlarından belli.
(Isparta-1967)
Bu yıl çağrılmadık yüce divana,
Bunun sebebini sormak isterdik.
Cephede kimler var, kimler yan yana?
“El-etek faslı”nı görmek isterdik.
Kimin tuzu kurumaya yüz tutmuş?
Ne bir ağaç yeşermiş, ne bir çiçek boy atmış,
Pınarları akmayan kupkuru dağlar bende.
Baharın yollarını fırtınalar kapatmış
Meyvesini vermeden sararan bağlar bende.
Yüreğim bir yanardağ, bağrım bir lav yığını,
Boşuna karıştıma bre elin yabanı
İçi boş tencerenin hiç tutar mı tabanı?
Sen anana sahip ol, merak etme babanı
Son kozunu oynadın, elde başka neyin va?
İtin aklı eksiği baklavadan pay umar.
KAĞNI GÖLGESİ+
Ne güze söylemişler atalar sözlerini
Diyorlar ki: 'El eli çaktırmadan sınarmış.
Gurbet çabuk açarmış insanın gözlerini
Dul avradın kınası gerdek günü yanarmış
Akşamın karanlığı solarken Sülemiş'te
Istırap dolu ömrüm bir kerre daha yandı.
Ben öyle sevdim onu, böyle yanarım işte
Ona 'Efendim' dedim, o beni köle sandı.
(Kadirli-1963)
Nerdesiniz? Komisyonun beyleri,
Herkes sizi yana yana arıyor.
“Eli tüfekliler” sardı her yeri
Uçan-kaçan ne var ise vuruyor.
Beri durun, çıkın şöyle alana,
Yüce Komisyonun derebeyleri,
Ağlanacak halinize gülmeyin.
Kural koyup olur-olmaz şeyleri
Daha fazla üstümüze gelmeyin.
Şu yabanı biz yalayıp yutmadık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!