Silemedim seni ben şu kalbimden
Çiviyle mi çakıldın sen mübarek
Ne ettiysem düşmedin sen yakamdan
Ne tür zamkla yapıştın sen mübarek.
***
Sıkışınca sırra kadem basarsın
Mümkün Değil
Ne ezalar etsen de sen
Senden geçmem mümkün değil
Çekip çekip gitsen de sen
Müslümanı
El kaide, işitt, mişit
Isimi yok çeşit, çeşit
Farklı, farklı bir anarşist
Ediyorlar Müslümanı.
Kalleş yaratıklar pusu kuruyor
Her fırsatta mehmetçiği vuruyor
Olan masum yavrulara oluyor
Namus mu Dediniz
Ter temiz sevdalar, ter temiz aşklar
Sormayın dostlarım mazide kaldı
Kalplerde kurulan saraylar, köşkler
Sormayın dostlarım mazide kaldı.
Sorunlu evlilikler sizler için bir fırsat
Eşlerin arasına sokuşturursun fesat
İnsan diyemem sana bire namussuz gavat
Kapını çalarlar aniden bir gün.
Gülüm mü diyeyim, balım mı diyem
Nasıl hitap etsem sevdiğim sana
Dağdaki ceylanım semada sunam
Nasıl hitap etsem sevdiğim sana.
Karmaşa Sevda
Sevdana kapılmışım
Rüzgara kapılmış bir yaprak misali
Savuruyorsun beni
Gittiğin her köşeye
Kendimden Utandım.
Kendimden utandığım zamanlardan birini daha yaşadım dün.
İnsanın elbette kederli ve hüzünlü günleri olduğu gibi neşeli ve sevinçli günleri de olmalı elbette.
İşte bu keder ve acı dolu günlerimizin içinde bir yakınımızın önceden planlanmış olan sevinçli ve mutlu gününün davetlileri arasındaydık. Bunca hüznün içinde sevinç yaşayamaya hakkımın olmadığının idraki içinde bulunduğumda bir bir gün öncesi endişelerimi naklettim telefonla. Tabiki bu ara bizde gittik oraya. çalgılar çalıyor, insanlar oynuyor. Kimsenin kimse umurunda değil. Kaç tane anne karnındaki çocuk Babam diyemeyecekti ömrü boyu, kaç gelin dul kaldı çiceği burnunda, kaç tane gencecik delikanlı toprağa gömüldü? Hiç mi düşünülmedi, hiç mi ne yapıyoruz denilmedi bilemiyorum. Suratımdan düşen bin parça. İçim içimi yiyor ve nihayet 1 saatlik sabrın ve tahammülün sonunda daha fazla kendime zulmedemeyerek hayırlayıp ayrılmak zorunda kalıyoruz düğün mekanından. Apartman hayatında komşuluk yok diyoruz, şehir hayatında komşuluk yok diyoruz ama nedense bizlerde insanlık bitmiş diyemiyoruz. Soruyorum birkaç yaşlı amcaya ilginçtir: Ölümde hak düğünde diyebiliyorlar da çalgısız geçiştirmeye çalışırdık diyemiyorlar.
Hakkını helal etsin Somada vefat eden kardeşlerim. Onların karalara bulanarak kazandıklarının vergilerinden mutlaka bir kaç damla, yudum, lokma geçmişti emekli maaşı kanalıyla boğazımdan. haklarını helal etsinler.
Kıvrım kıvrım yollarından geçilir
Pınarlardan soğuk sular içilir
Meyve, sebzesinden reyha saçılır.
Karayiğit ne güzel bir köysün sen.
***
İnsanları hatır, gönül biliyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!