İstanbul gibisin; fethi zor, kalbimin en kuytusunda...
Her sokağın bir sır sanki, her bakışın derin muamma.
"Anlaşılmaz" dediğim o uçurumda başlıyor sevdan;
Ben çözdükçe düğümleri, sen yeniden yazılıyorsun bana.
İçindeki o bitmek bilmez heyecan, dalga dalga vurur kıyılarıma,
Bir martı çığlığı kadar özgür, bir gece kadar dipsiz...
Dokunmak isterim; ama hep bir adım ötede, uzakta,
Varlıkla yokluk arasında asılı kalmış bir şehir gibisin.
Sessiz çığlıkların yankılanır yüreğimin surlarında,
Duyulmaz sanma; ben her harfini ezbere bilirim.
Suskunluğunda bile bağıran bir kalbin var senin;
Ben en çok sustuğunda sevdim seni, en çok orada derin...
İstanbul gibisin işte; karmaşık ama vazgeçilmez,
Kayboldukça bulduğum, buldukça yittiğim...
Ve ben, her defasında yeniden fethetmeye çalışan;
Aslında her seferinde sana teslim olan o meçhul deliyim.
Gecelerin var bir de... Işıklarıyla göz alan ama yalnız,
Kalabalıklar içinde, saklı bir hüzün büyüten.
Ben o hüzne tutuldum, en çok da orada yakalandım sana;
Gülüşünün ardına gizlediğin o kırık hikâyende...
Bir köprüsün bazen; iki yanım arasında gerili,
Geçmek isterim ama düşmekten korkar kalbim.
Hem ilk adımsın bana, hem de sonu olmayan o yol;
Yürüdükçe derinleşen bir bilmece gibisin.
Rüzgârın olurum belki, saçlarında usulca dolaşan,
Ya da bir yağmur damlası, teninde süzülüp kaybolan...
Ama ne olursam olayım, hep bir eksik kalırım yanında;
Çünkü sen başlı başına bir dünyasın, bense sadece sana dokunan.
Ve bir gün anlarsan eğer içimdeki bu yangını,
Bil ki küllerimden bile seni sevmeye devam ederim.
İstanbul gibisin ya hani; vazgeçilmesi imkânsız...
Ben senden gitsem bile, hep sende kalırım.
Kayıt Tarihi : 5.04.2026 17:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!