İskeleler Kan Revan Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4373

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

İskeleler Kan Revan

Titreyişinden Munch’un,
Sızmış, bir garip humma,
Kuzeydeki dışavurum.
Bu his tufanı, sığamazdı,
Dününe, payı Edvard’ın teslim edile.
Şunun, fakat şurasında,
Neydi manası, o eğerken,
Fiyortları, semayı vesaire?
Burulmuş kederler,
İskeleler kan revan.
*
Senin ellerin, Kafka’nın,
Şatoları kuşatan elleri,
Misali devasa.
Ve onunkilerden, her biri,
Senin şeffaflığın.
Oyuk yüzlü tablo,
Sunulan şuna buna, Oslo’da:
Kesif bir yeis, fışkırdı ortaya.
Dehşet saçarken çizdiğin.
Ah, heyhat! Gör sen:
*
Strindberg, evrilmiş;
Edgar Allan Poe’ya;
August’tan Poe,
Karanlıktır ziyade;
Munch, ‘Lanet olası!...
Dönüşümde sundun,
Tini, safi cinnete,
Lakin, bir meşum devir,
Maziden hatıra.
Ve haykırışını, hiçlik okyanusu namına..
*
Rüya diye isimlendirdiğimiz,
Olgunun, bilakis hakikat olduğunu,
Şunun da, farklı bir hakikat,
İnsanlıkça ve lakin,
Bize örtülmüş durduğunu;
Mamafih, bu iki hakikatin iç içe,
Geçmesiyle akışkan,
Örtülmüş hakikatteki,
Silinerek, somut olanın ortadan.
*
Gösteren, şuur önüne çıkışını,
Maskesiz, o hakikatin senin,
Fırçandaki tuhaf titreşimler:
Kanlı Gökyüzü ve Köprüdeki Figür,
İle Sahildeki Melankolik Taşlar…
Doğrunun, özünde doğru olan,
Ufkun üzerine abanıyor oluşu,
Arka plandaki sarsıntılar:
Ya, bir ürperti hissi kapmaksa,
Bu sarsıntılardan, kapmak basit bunu:
*
Ki, eriyen mum, kızgın tavada;
O lanetli rıhtım, o engin sezi;
Asıl karamsarlıkta,
Bir ulu inat, gece görüsü,
Köprüdeki Boşlukta,
Ortasında,
Bükülen parmaklıklar ardında,
Ve bir akşamüzeri kaosu:
En bulanık, fakat his yegane:
Munch’un,
Seziyorum gezindiğini şuralarda.
Çenesi kilitli,
Çığlık tablosundaki misal;
Sırtındaki, köhne, siyah bir ceket,
Son ilmeğine dek geçirilmiş.
Edvard, Edvard’ı betimliyor!

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 29.11.2025 20:58:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!