Siyah ziftler örtüyor, otları eziyor.
Mazi gömülüp gitti, şu sert asfaltlara.
Katı kütleler bastı, gönül bağlarına.
Adım atan ayaklar, dondu sokaklarda.
Ufuk karanlık şimdi, rota kilitlendi.
Kılavuz göçtüğünde, yönler bulunmaz hiç.
Rehber ışık söndü mü, hedef aşılmaz bil.
*
Soğuk beton döktüler, taze yapraklara.
Acı izler kıvılcım, yanar dimağımda.
Ezilen karıncalar, öldü aralıkta.
Umut üzerine de, taş silindir geçti.
Işıyan cisimleri, sardı pis dumanlar.
Puslu denizler gibi, yönüm iptal oldu.
Uzayda uyur insan, üstat gidiverse.
*
Ziftten dağlar kurdular, mekanın kalbine.
Çiğnendi ufak böcek, cihazlar altında.
Su damlası değil bu, alevdir sızanlar.
Damarlarım tıkandı, kan durdu canlarda.
Üste uzanan dallar, koptu teker teker.
Zirvedeki ışığa, varmak imkansızdır.
Öncü silinip gitse, neye bakar gözler?
*
Asfalt karanlık mezar, canlar çürümekte.
Nefes alamaz insan, is boğar her yeri.
Adım attığım ziftler, tabanları yakar.
Kurum basan mekanlar, içimi haşlıyor.
Parlayan meşaleler, bitti zift ağında.
Üstat çekilip gitse, yolcu nasıl gider?
Gözcünün bakışı yok, adım neye düşer?
*
Siyah çöller içinde, gitmeye mahkumuz.
Doğanın güzel sesi, pis izlerde bitti.
Acı izi bırakmaz, sert bastığın beton.
Kalbim katılaşmakta, üste dökülünce.
Fener alevi bitti, ufkum artık söndü.
Lider önümü açmaz, koptu tutan eller.
Önden giden insan yok, amaç kalır yarım.
*
Sıcak katran yakıyor, etleri inceden.
Sınırları çizdiler, sert taşlar üstüne.
Kuru asfalt boyunca, hasret kaldım suya.
Pişmanlık sardı anı, bitti güzellikler.
Mum ışığı nafile, ışıksızdır her yer.
Başkan konuşmaz olsa, ekip nasıl bakar?
Pirden seda çıkmazsa, çırak hiç anlamaz.
*
Taşlaştı bütün hisler, kara yollar gibi.
İzini sürdüğüm şey, ezildi un ufak.
Yaralarım sızlıyor, sert taşlar altında.
Emeğimiz boş emek, pas var kollarda hep.
Çoban kırıyor neyi, sürü melemekte.
Akıl veren büyükler, sustu iş karışık.
Öncü ışık vermezse, kitle düşer boşa.
*
Sert duvarlar örtüyor, mekanın hüznünü.
Zift kokusu her yanda, soluğu kesiyor.
Çiçek nasıl büyüsün, ağır katman varken?
Kırıldı bütün camlar, sert çelik ezince.
Sırlar gizi çürüdü, taşlar basılınca.
Öğretmen silinince, öğrenci bitiyor.
Pusula bozuk çıkar, pilot deli olsa.
*
Yeşil olan ne varsa, ziftle boğuldu hep.
Araçlar ezip geçer, böcekler titrerken.
Doğa isyan ediyor, bir cehennem gibi.
Beton asfalt kapışır, yolları çiğneyip.
Kumandan firar etse, asker isyan eder.
El tutan biri yoksa, nasıl hedef bulsun?
Rehbersizlik zift gibi, üstüme çöküyor.
Kayıt Tarihi : 15.04.2026 13:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!