Kırk lokmada tükettim, gündüz ile geceyi
Ayların omuzunda, ağırlaşmış yıl gittim
Parmaklar sayısınca, dilimdeki heceyi
Gömdüm mide içine, iki arşın yol gittim
Takıldım kalakaldım, firavunun çağında
Dağarcığı unuttum, yüksek Ağrı dağında
Ondan ötürü
Şeytani duyguya, yüzümüz askın
Töreye bağlıyız, olmayız baskın
Sesimiz kısık sa, imandan suskun
Edebim el vermez, ondan ötürü
Dualarım sizinle, verdiğim her nefeste
Atatürk sevdasını, doldurdum bu kafeste
Nutuk okunuyorken, kaldım o güzel seste
Koskocaman dağ gitti, günlerden on Kasım'dır
Gönlümüzde sağ gitti, ülkemde son yasımdır
Hatalarım özümle, kürrece kaybolurken
Kusursuz yaratıldım, yazar kelam içinde
Alem benim içimde, zerrece kaybolurken
Ben ki küçük damlayım, koca alem içinde
İki kirpik arası, bir anlık gelen konuk
Gözlerinden akan, yaşı içinde
Ruhları dokuyor sabah namazı
Damarda dolaşır huşu içinde
Tilavet okuyor sabah namazı
Dört rekat namazı böldük ikiye
Sarıkamış Şehitlerine
Çok soğudum be gardaş, içimdeki kâr boran
Varmıdır ki bir alim rüyamı hayra yoran
Isıtacak gönlümü sıcak yorgana saran
Dallarımı budadı ayaz gövdemi biçer
Vatan için elinde, al kırmızı alemle
Gezenlere her daim, bizden selâmlar olsun
Riyasız hak yolunda, gözü yaşlı kalemle
Yazanlara her daim, bizden selâmlar olsun
Alın teriyle dolu, helalden azıkları
Güvendiğim kale elbette metin
Sağlamca duruşum, işte ondandır
İndimde değeri vardır nimetin
Helale varışım, işte ondandır
Okumuz hedefte gerince yayı
Aynı asırda doğduk, beraber çıktık yola
Düzünü size verdim, yokuşu benim olsun
Bir şiir kervanında, birlikte verdik mola
Güzel yorum yazıştık, gür ağızla okuduk
Bizlere eşlik etti, sözleri hoş bir türkü
Sazını size verdim, okuşu benim olsun
Veli gibiyim
Dünya mı dönüyor, yoksa başım mı
Durdurun dönmesin, deli gibiyim
Zaman akıp gitti, yoksa yaşım mı
Felekte dolaşan, veli gibiyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!