İnsana Dair
I
Gece ne kadar uzun olursa olsun sabah doğan güneşle geliyor.
Ama hiçbir sabah dünküyle aynı olmuyor.
Gece, yükünü usulca bırakıyor eşiğe.
Dünya, uykusundan ağır adımlarla uyanıyor.
Hayat, sessizce yeniden kuruluyor.
Umut da en çok böyle zamanlarda filizleniyor.
İnsan bazen karanlığın bile aydınlığa bir köprü olduğunu çok geç anlıyor.
Gece ne kadar uzun olursa olsun sabah doğan güneşle geliyor.
II
Ninem bana sabrı bir bardak suyla öğretmişti.
İçmeden önce beklemeyi de.
Sofrada sükûnetin, telaştan daha doyurucu olduğunu gördüm.
Bir bardak çay bazen bütün bir günü ısıttı.
Ev dediğin eşyayla değil, gülüşle doluyor.
Huzur, arandıkça değil, fark edildikçe geliyor.
İnsan bazen en büyük huzurun, hiçbir şey istemeden oturduğu bir sessizlikte olduğunu anlıyor.
Ninem bana sabrı bir bardak suyla öğretmişti.
.
Dedem bana toprağa saygı duymayı öğretmişti.
Tohumu ekmeden önce toprağı sevmeyi de.
Bahçede meyveden önce sabrın olgunlaştığını gördüm.
Bir tek ağaç bazen koca bir ormanın yükünü sırtladı.
Gönül dediğin duvarlarla değil, vefayla ayakta duruyor.
Güven, harcandıkça değil paylaşıldıkça çoğalıyor.
İnsan bazen en büyük zenginliğin kök saldığı toprak olduğunu yıllar sonra anlıyor.
Dedem bana toprağa saygı duymayı öğretmişti.
III
Annem çok övünen biri değildi.
Ama bir bakışı içimde biriken bütün fırtınaları dindirirdi.
Şefkatin en sessiz hâlini onun ellerinde tanıdım.
Yorgunluğu bile evin sıcaklığı olurdu.
Bazı insanlar sevgilerini cümlelerle değil, emekleriyle anlatır.
Ben bunu yıllar geçtikçe öğrendim.
İnsan bazen en büyük fedakârlığın, karşılık beklemeden yaşanan bir ömür olduğunu anlıyor.
Annem çok övünen biri değildi.
.
Babam çok konuşan biri değildi.
Ama omzuma koyduğu eli birçok kitaptan ağırdı.
Sessiz şefkatin koruyucu bir kalkanı vardı onda.
Yorgunluğu bile güven verirdi.
Bazı insanlar sözleriyle değil, duruşlarıyla büyütür evlatlarını.
Ben bunu zamanla öğrendim.
İnsan bazen en büyük nasihati, hiç kurulmamış cümlelerden alır.
Babam çok konuşan biri değildi.
IV
Kardeş dediğin sadece aynı evde büyüyen değildir.
Bazen yollarınız bambaşka diyarlara düşer.
Yıllar geçer, sesini bile duymazsın.
Bir gün başın sıkışır, ilk o koşar gelir.
Çünkü gerçek bağlar mesafelere yenilmez.
Kalp, mesafelerden daha iyi bilir yakınlığı.
İnsan bazen en güvenli sığınağını çocuklukta aynı ekmeği böldüğü insanda bulur.
Kardeş dediğin sadece aynı evde büyüyen değildir.
V
Çocukluğum cebimde birkaç misketle dolaşıyor hâlâ.
Bir uçurtmanın peşinden koşan nefesim duruyor içimde.
Top oynarken akşamın nasıl geldiğini bilmezdik.
Yaralarımız çabuk kabuk bağlardı.
Mutluluk o zamanlar bu kadar pahalı değildi.
Gökyüzü herkese yetecek kadar maviydi.
İnsan bazen büyüdükçe çoğalmaz, yalnızca çocukluğunu özlemeyi öğrenir.
Çocukluğum cebimde birkaç misketle dolaşıyor hâlâ.
VI
Kar yağınca artık çocukluğumdaki gibi karda yuvarlanamıyorum.
Ama beyazlığın sessizliği hâlâ içimi dinlendiriyor.
Her tanecik, gürültülü dünyayı biraz susturuyor.
Sokaklar usulca beyaza bürünüyor.
İnsan kendi düşüncesini en çok böyle anlarda duyuyor.
Kar kimseyi ayırt etmeden her şeyi örtüyor.
İnsan bazen dışarıdaki soğuktan değil, içindeki yalnızlıktan üşüyor.
Kar yağınca artık çocukluğumdaki gibi yuvarlanamıyorum.
.
Rüzgâr esince artık çocukluğumdaki gibi uçurtma uçuramıyorum.
Ama tenime değen serinlik hâlâ geçmişi fısıldıyor.
Her esinti, kalabalık caddeleri biraz tenhalaştırıyor.
Eski anılar usulca canlanıyor.
İnsan kendi gerçeğini en çok böyle rüzgârlı günlerde anlıyor.
Rüzgâr kimseye sormadan her kapıyı çalıyor.
İnsan bazen fırtınanın ortasında değil, kararsızlığın içinde savruluyor.
Rüzgâr esince artık çocukluğumdaki gibi uçurtma uçuramıyorum.
VII
Oysa bir çocuğun kahkahası bütün şehri değiştirebilir.
Yaşlı birinin duası bütün günü güzelleştirebilir.
Küçük bir iyilik uzun yollar yürüyebilir.
Güler yüz bazen en kıymetli hediyedir.
İnsan sandığından çok daha fazla iz bırakıyor.
Bunu çoğu zaman fark etmiyor.
İnsan bazen başkasının umudu olduğunu hiç bilmeden yaşar.
Oysa bir çocuğun kahkahası bütün şehri değiştirebilir.
VIII
Hayat bana her kapıyı hemen açmadı.
Ama doğru kapının önünde durmayı sabırla öğretti bana.
Bazen döndüm.
Bazen yönümü değiştirdim.
Bazı gecikmeler, yanlış hayatlardan kurtardı.
Her yanlış bir doğruyu hazırlıyormuş meğer.
Bugün geriye bakınca bunu anlıyorum.
İnsan bazen kapanan kapıların aslında kendisini korumak için kapandığını sonradan fark ediyor.
Hayat bana her kapıyı hemen açmadı.
IX
Yüküm ağır diye menzile varmaktan vazgeçmedim.
Bazı yükleri omzumda taşıdım.
Bazılarını ise kalbimde.
Bazen yoruldum.
Bazen bir gölgede diz çöktüm.
Ama her seferinde doğruldum.
Çünkü taşımak kadar taşırken olgunlaşmak da güzeldi.
Her yokuş bana başka bir sabır öğretti.
İnsan bazen en büyük hafifliğini, en ağır yükü gururla taşırken hisseder.
Yüküm ağır diye menzile varmaktan vazgeçmedim.
X
Gece yarısı olunca şehir yavaşça sessizliğe gömülüyor.
Sokak lambaları yalnızlığıyla barışıyor.
Masada açık duran kitabın sayfaları bile huzur kokuyor.
Zihin, nihayet kendine dönüyor.
Karanlıkta parlayan yıldızlar ruhuma rehberlik ediyor.
Bazı mutluluklar sessizlikte yaşanıyor.
İnsan bazen aradığı cevabı hep sakinlikte buluyor.
Gece yarısı olunca şehir yavaşça sessizliğe gömülüyor.
XI
Hiçbir yara aynı sıcaklıkta kalmıyor.
Zaman, acıyı unutturmuyor belki.
Ama onlarla yaşamayı öğretiyor.
Ruhun da kendine göre bir iyileşme biçimi var.
Bir gün fark ediyorsun,
canını en çok yakan yer, seni en çok olgunlaştırmış.
Yeter ki umudun kapısını içeriden kilitlemeyelim.
İnsan bazen iyileşmenin, unutmak değil yeniden gülümseyebilmek olduğunu öğreniyor.
Hiçbir yara aynı sıcaklıkta kalmıyor.
XII
Bir ağacın gölgesinde dinlendim geçenlerde.
Benden hiçbir şey istemedi.
Benden hiçbir şey esirgemedi.
Sessizce ayakta durdu.
Rüzgâr geldi, dallarını eğdi köklerini değil.
O gün uzun uzun düşündüm.
İnsan bazen güçlü olmanın gürültü değil, kök salmak olduğunu anlıyor.
Bir ağacın gölgesinde dinlendim geçenlerde.
XIII
Gökyüzüne her baktığımda aynı şeyi düşündüm.
Bulutlar geçiyor.
Fırtınalar geçiyor.
Mevsimler geçiyor.
Hiçbir keder sonsuza kadar kalmıyor.
Hayat, bekleyene yeniden çiçek açıyor.
İnsan bazen sabretmenin sessiz bir cesaret,
kendini bulmanın yeni biri olmak değil,
özüne dönmek olduğunu anlıyor.
Gökyüzüne her baktığımda aynı şeyi düşündüm.
XIV
Geçmişe baktığımda sadece hatalarımı görmüyorum artık.
Ama pişmanlık duvarları da örmüyorum.
Her düşüşün bir dersi var.
Her ayağa kalkışın bir zaferi.
Zaman boşa geçmedi aslında.
Tecrübeler birikti yalnızca.
İnsan bazen kaybettiklerinin değil, kazandığı farkındalığın gerçek servet olduğunu anlıyor.
Geçmişe baktığımda sadece hatalarımı görmüyorum artık.
.
Fotoğraflara baktığımda eski günleri özlemiyorum artık.
Ama minnettarlık duyuyorum.
Her karenin bir anlamı var.
Her gülüşün bir emeği.
Zaman boşa akmadı aslında.
Deneyimler çoğaldı yalnızca.
İnsan bazen gördüğü yaşlanmanın değil, kazandığı derinliğin gerçek güzellik olduğunu anlıyor.
Fotoğraflara baktığımda eski günleri özlemiyorum artık.
XV
Hayat, bazen bir gölge oyunu, bazen parlak bir ışık.
Ne tamamen sevinçten ibaret.
Ne de bütünüyle kederden.
Ne tamamen yalandan ibaret.
Ne de bütünüyle çıplak bir doğrudan.
İkisini de harmanlayabilene bilge deniyor.
Giderken arkanda temiz bir isim, güzel bir hatıra bırakabiliyorsan yeter.
Çünkü dünyadan geriye sadece yankın kalıyor.
İnsan bazen koca dünyayı düzeltemese de bir “canlının” yükünü hafifletmenin koca bir ömre değdiğini anlıyor.
Hayat, bazen bir gölge oyunu, bazen parlak bir ışık.
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi,2018.
Tahsin ÖzmenKayıt Tarihi : 8.07.2026 15:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!