İnsan ölür , Hikaye Kalır .

Erkan Tankut
71

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

İnsan ölür , Hikaye Kalır .

Çok düşündüm…ya hayat gerçekten bir film gibimi diye.
Hani başı var, ortası var,ama sonunu kimsenin tam bilmediği bir film.
Ve biz o filmin içinde,hem oyuncu,hem seyirciyiz.
Hatırlıyor musun ilk sahneleri ?
Bir çocukluk vardı,Her şeyin yeni olduğu,
Soruların cevaplardan daha büyük olduğu günler.

Bir kuş neden uçar diye düşünürdük.
Yağmur neden yağar, İnsan neden ağlar.
Hayatı tanımakla geçti ilk sahneler , Anlamaya çalışmakla…
Sonra büyüdük,
Bir gün fark ettik ki hayat sadece sorulardan ibaret değilmiş.

Acı çekmeyi öğrendik , Ama gülmeyi de.
Birinin yüzünü güldürmenin dünyanın en güzel şeylerinden biri olduğunu öğrendik.
Yağmurlu havaları ayrı sevdik , güneşli günleri ayrı.
Kar yağdığında sanki dünya bir anlığına susmuş gibi hissederdik.

Ve bir gün belki de hiç beklemediğimiz bir anda aşk girdi sahneye.
Kalbimizin ilk kez kendi ritminden farklı attığını o gün anladık.
Sonra hayat devam etti ,Bir ev kurduk belki.
Bir sabah küçük bir el parmağımızı tuttu.
O gün anne olmanın ne demek olduğunu öğrendik.
Baba olmanın ne demek olduğunu anladık

Anladık ki , insan bazen kendi kalbini başka bir bedende taşırmış.
Zaman geçti,Biz büyüttük sandık onları…
Ama aslında zaman büyütüyordu hepimizi.
Onlar yürümeyi öğrendi,Konuşmayı öğrendi,Dünyayı tanımayı öğrendi

Sonra bir gün fark ettik ki ,
Bizim geçtiğimiz yollardan geçiyorlar.
Bizim sorduğumuz soruları soruyorlar.
Bizim hissettiğimiz duyguları hissediyorlar.

Ama bir farkla…
Her nesil bir öncekinden biraz daha fazla görüyordu dünyayı.
Biraz daha açık gözle , Biraz daha fazla bilgiyle.
Sonra onlar da büyüdü...
Bir gün bizim bir zamanlar kurduğumuz hayalleri
kendi hayatlarında kurdular...

Onlar da evlendi , Onların da çocukları oldu.
Ve biz hiç fark etmeden dede olduk ,nene olduk.
Bir sandalyede oturup oynayan çocukları izlerken bir şey geçti içimizden,

“Bu sahneyi ben sanki daha önce görmüştüm”

İşte o zaman anladık ,Hayat aslında büyük bir döngüymüş...
İnsan doğar, Büyür , Sever , Kaybeder , Anlar , Öğrenir ve bir gün gider film biter.
Ama hikâye tam orada bitmez aslında.
Çünkü biz gideriz ama sözlerimiz kalır.
Bir öğüt kalır mesela , bir akşam sofrada söylediğimiz
Bir sarılma kalır hiç konuşmadan verdiğimiz.
Bir dua kalır kimsenin duymadığı.
Bir iyilik kalır hiç anlatmadığımız.
Ve belki de yıllar sonra bir çocuk bir yerde gülerken bizim bıraktığımız bir izden gülüyordur.

İşte o zaman insan hayata biraz daha geniş bir pencereden bakmayı öğreniyor.
Çünkü bu film sadece bizim hikâyemiz değil.
Biz doğmadan önce de sahneler vardı.
Başka insanlar yürüdü bu sokaklarda.
Başka anneler çocuklarını büyüttü.
Başka babalar aynı gökyüzüne bakıp geleceği düşündü.
Bizden önce sevdiler.
Bizden önce kaybettiler.
Bizden önce hayal kurdular.
Ve biz geldik onların bıraktığı yerden devam ettik hikâyeye.
Bir şehir kuruldu biz doğmadan , Bir ağaç dikildi yıllar önce.
Belki bugün gölgesinde oturduğumuz o ağacı hiç tanımadığımız biri dikmişti.
Belki içtiğimiz suyun yolunu yüz yıl önce bir insan açmıştı.
Belki bugün konuştuğumuz kelimeleri yüzyıllar önce bir şair seçmişti.
İşte o zaman insan anlıyor , Bu film tek kişilik bir hikâye değil.

Biz büyük bir hikâyenin küçük bir sahnesiyiz sadece.
Bir anlığına görünürüz , Bir replik söyleriz , Bir iz bırakırız belki Sonra sahneden ineriz.
Ama film devam eder ,Yeni çocuklar doğar , Yeni aşklar başlar , Yeni umutlar kurulur.
Ve dünya bizden sonra da dönmeye devam eder.
İşte tam burada insan durup kendine soruyor,
Bu kadar büyük bir hikâyede benim sahnem neydi ?
Bir kalbi kıran biri mi oldum , yoksa bir kalbi onaran mı ?
Birini yalnız bırakan mı oldum , yoksa birinin karanlığında ışık olan mı ?

Çünkü gün gelir alkışlar susar , Işıklar söner , Perde kapanır.
Ve insanın elinde ne evi kalır ne parası ne de yıllar boyunca topladığı unvanları.

Geriye sadece yaptıklarımızın izleri , bizi hatırlayan insanların kalbi.
Ve belki de hayatın en büyük sırrı filmin sonunda anlaşılır.
Bu dünya bizim evimiz değildi aslında , Sadece kısa bir sahneydi ,
Biz geldik rolümüzü oynadık ve bir gün gideceğiz.

Ama önemli olan şu , Perde kapandığında arkamızdan şu cümleyi söyleyebilecek birileri olacak mı ?

“İyi ki bu filmde vardı…”
Belki de insanın içinden geçen en sessiz düşünce tam da burada başlıyor.
Çünkü bir gün fark ediyorsun , hayat dediğimiz şey aslında bir gün anlatılacak bir hikâyeye dönüşüyor.
İşte bu filmde benim sahnem , benim hikâyem , şu an bu satırları yazmak belki de.
Belki bir masa başında,belki bir gece yarısı,
belki herkes uyurken kelimelerin içinde kendimi arıyorum.

Ve içimden bir ses diyor ki , “Belki yarın burada olmayacaksın”
Ama yine de yazıyorsun ? Evet yazıyorum yarınlara yazmalıyım.
Çünkü insan bazen yaşadığını anlatmak için değil,geride bir iz bırakmak için yazar.
Belki ben yarın olmayacağım,Belki bu şehirde bir gün benim adım bile anılmayacak.
Ama bir gün bir yerde biri bu satırları açıp okuyacak , Sessizce okuyacak belki.

Sonra başını kaldırıp gökyüzüne bakacak , Ve içinden şöyle diyecek,
“Vay be… Tankutbey ne güzel anlatmış”
İşte o an ben çoktan gitmiş olsam bile hikâyem bitmemiş olacak.
Çünkü insan bazen bedeniyle değil , bıraktığı cümlelerle yaşamaya devam eder.

Bir düşünceyle…bir satırla…bir kalpte bıraktığı yankıyla...
Ve belki de bu yüzden insan bu dünyaya sadece yaşamaya değil , anlatmaya da gelir.
Kimisi bir çocuğun hafızasında kalır , kimisi bir dostun duasında ,
kimisi de yıllar sonra açılan bir sayfada.
Ve şimdi bu filmin bu sahnesinde ben sadece şunu umut ediyorum,
Bir gün biri bu hikâyeyi okuduğunda şunu hissetsin…
“Evet…ben de böyle düşünmüştüm bir zamanlar”

Çünkü o zaman anlaşılacak bir şey var Bu filmde hiçbirimiz gerçekten yalnız değildik.
Sadece aynı hikâyeyi farklı sahnelerde yaşıyorduk.
İnsan ölür…ama güzel anlatılan bir hikaye asla bitmez.

Erkan Tankut
Kayıt Tarihi : 6.3.2026 21:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Erkan Tankut Kaleminden " Tankutbey "

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!