.
Saat subatı çaldı..
Akrep cumada, yelkovan 17 de..
Gözlerim çırpınan ruhumu
Uykudan güne attığında
...ve ben sırtım, gecenin çarsafında
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




İfade edememenin dipsiz kuyusuna yuvarlanıyorum sizi her okuduğumda...Bu kadar içimde, bu kadar damarlarımda dolaşan duygular nasıl sizin şiirlerinizde bu kadar güzel dile gelebiliyor...Bazı şiirleriniz gözümün kenarında bir damla, bazıları sanki gönlüme doluyor pembe pembe baharla...Diyar diyar sürükleniyorum...Siz sevmeyi, aşık olmayı, dibine kadar, sonuna kadar yaşayan bir sevda insanısınız..Kaleminiz hiç susmasın...
Kanımca iki türlü insan yapısı vardır,Almasını bilen,vermesini bilen bunu sevgiye uyarlarsak;seven ve sevilen..Üstün olan bence sevmesini bilenlerdir.Aşk bu kişilere çok yakışır ve zamanla serapa aşk olup ,aşk kesilirler...Ayşegül yazıcı ;aşkın en fazla yakışan kişilerinden biri...Aşkı üstünde o kadar güzel taşıyor ki...Aşkın egemenliğini o kadar belli ediyor ki kendinde..Bunları yaparken de ne karekterinden ne de aşkından taviz veriyor...Hiç bir zaman da asaletinden bir şey kaybetmiyor.Aslında ,aşk Ayşegül yazıcıyla şerefleniyor...Hep okudum .Sırasında gözlerim yaş içinde kaldı...Ama yazmak bu güne kısmetmiş..Sevgili Yazıcı seni o kadar iyi anlayabiliyorum ki....Onun için taaaaa içimdesin her zaman...Sevgimle kal....Hep kal...Sevgi Damlaları
''insafı hüzünlerde bir aşk koyma konuma korkarım.'' naif bir anlatım.oldukca hoş..tebrikler
Insafı hüzünlerde bir aşk
Koyma koynuma
Korkarım...
Yüreğine sağlık ablacığım. Sen en güzel aşk şairisin.
Selami
insafı hüzünlerde bir aşk. insafı hüzünse ya insafsızlığı, seven yine yandı desenize. allah yardımcısı olsun.
yüreğinize sağlık.
hıfzı özbekmez
Yürekten kutlarım.
Sevgili Aysenur hanim,
Ben bir yudumda içtim kana kana, eminim sen de bir kalemde yazdin bastan sona... Bu ne güzel bir duygu seli, tebrikler...
Her dizesi bir başka anlamlı....Ama burası:..
atma...
atma beni hüzünlere korkarım..!
içimdeki kurumuş telveleri
kaynağımı tıkamış selleri
tek bir yaprağı sürüklesin diye
sonsuz için saklarım
..............................Tebrikler....
Nazife Abaylı
'En eski kalenin
ILK yıkılmış burcuna
Aşkı harç edip yine kurarlar
Arasında meleklerin kanatlarında kahır
Bir kaya tutuşur, yanar,
... Ne kale, ne dağ kalır..'
Ama yürek hepsine dayanır Sayın Yazıcı... Tebrikler...
Sadık Softa
Harikasın dost, her zamanki gibi. Çok farklı yazıyorsun, her seferinde bambaşka bir eser çıkarıyorsun.Tebrikler. Engin.
Bu şiir ile ilgili 20 tane yorum bulunmakta