sen zemheride buğusu tüten okkalı bir Türk kahvesisin
karanfilli ve lebalep hayat dolu
ben ağustos cehenneminde kasten giyilen kurşuni bir palto
sırılsıklam ve fena halde bedbin
senin o şatafatlı aydınlığın
benim küf kokan karanlığıma sirayet ettikçe
ikimizden acayip bir akşamüstü doğuyor
ben sana fena halde giriftarım
fakat sen müstesna bir sabah ezanısın beşiktaş'ta
ben galata'da sabaha karşı devrilmiş bir şarap şişesi
senin tahayyülünde kelebekler raks eder
benim zihnimde mütemadiyen bir tramvay raydan çıkar
sen fütursuzca müşfiksin
ben doğuştan müphem ve biraz da anarşist
farkımız şurada mukaddesatım
sen bir ihtilalin zafer çığlığısın
ben bastırılmış bir isyanın son nefesindeki inkisar
yine de sevişmemiz bir mucizenin tezahürüdür
sen ıssız bir çölde aniden beliren vaha sükuneti
ben o vahayı talan etmeye ant içmiş bir kum fırtınası
görünüşte ne kadar absürt
bir o kadar da zaruri bir inhilal bu
birbirimizde eridikçe tefessüh eden ne varsa temizleniyor
sanki sen lügatimdeki en nadide kelimesin
ben o kelimenin altını çizen kırık ve ucuz bir kurşun kalem
sen şahane bir hürriyet
ben sana kendi rızasıyla bende olmuş bir esir
Kayıt Tarihi : 19.06.2026 22:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!