"Hüznün bir başka yüzü, kalbimi kanatan İmam Hasan.
Peygamber Efendimiz’in "Oğlumdur, seyyiddir, Allah onunla iki büyük topluluğu barıştıracaktır" dediği o şefkat pınarı... Koca bir saltanatı, ümmetin kanı dökülmesin diye bir kenara iten, sabrın ve hilmin zirvesi. Zehirle şehit edildiğinde bile katilinin ismini "kardeş kavgası çıkmasın" diye gizleyen o yüce ruh.
O dertli ve vefalı kalpler için; hem Hasanî bir sabrı hem de o derin hüznü anlatan, hüzün dolu mektup mürekkebimin ağladığı.
Sabrın Nurlu Sultanı - İmam Hasan"
"Ümmetin barış pınarı, sabrın ve hilmin şanlı sultanı...
Cennet gençlerinin efendisi, İmam Hasan..."
"Dedesi ona 'Reyhanım' derdi, alnından öperdi...
O ise ümmetin kanı dökülmesin diye dünyayı elinin tersiyle itti.
Sustu, sabretti, zehri yudum yudum içti de...
Yine de 'fitne çıkmasın' diye katilini gizledi.
Medine’nin o mahzun sokaklarında,
Sabrın en güzel elbisesini giydi İmam Hasan..."
Resul’ün omzunda nurlu bir çiçek,
Sabrın deryasında en büyük gerçek.
Tahtı feda ettin ümmet uğruna,
Kurban oldun Hakk'ın nurlu yoluna.
Yüzün parlıyordu sanki bir güneş,
Bulunmaz dünyada sana bir eş.
Ey Hasan! Ey Seyyid! Sabrın abidesi,
Medine’nin sönmez, mahzun nefesi.
Zehirle yandı o nurlu ciğerin,
Cennetin başköşesindedir yerin.
Ya Hasan! Ya Mücteba!
Sana selam olsun, ey kalbi vefa!
Peygamber'in ilk torunu, sabır dağı...
İmam Hasan...
Radıyallahu anh...
Kayıt Tarihi : 22.04.2026 12:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!