İlhan Önal Şiirleri - Şair İlhan Önal

İlhan Önal

Kendime yaklaştıkça, suskunluğum dolaşıyor tepemde... Adımladıkça, kıvrılan yol, karanlığa, bilinmezliğe, belirsizliğe uzuyor... Seslere sığınıyorum bazen... Sabah vakitlerinde; kuş cıvıltısına, akşam; kış rüzgarının uğultısuna... Bazen; Frida'nın mırıltısına... Bahçemdeki ağaçlar çıtırdıyor, güneşi görünce, yapraksız,cansız... Asmaya yıllar öncesinde astığım bir gemici feneri, sallanıyor rüzgârda...Cam haznesinde onlarca arı ölüsü... Nasıl bir iştahla yalnızlığı seçtiler bilmiyorum? Ve hangi gizli geçitten girdiler o fanusa? Yıllardır biriktiriyorum, saygı duyuyorum, dua ediyorum(ki inançsızım) ama dua etmeyi biliyorum... Çocukluğumun ezberleri... Kaybı biliyorum, acıyı, yalnızlığı biliyorum... Dermansızlığı,açlığı ve ağlamayı biliyorum... İçimden üzüntü duvarları yükseliyor, ta arşa kadar... Ve boşluklar var, öbek öbek... Maviye, akşam kızılına, suyun saklılığına aşığım... Bir yanım batıyor nefessiz ve bir yanım bu boğucu dalgalardan kurtulmak istiyor... Tonozundan kopacak bir kayık gibiyim... Korkumdan zincirime işlediğim de oluyor...

Beklemenin yazımsal haliyim ben.Taşlara güveniyorum... İnsan elinin değmediği, silahlaşmayan, öfke ve kin tutmayan taşlara... Ve eziliyorum ağırlıklarının altında.Hiçbir dünya varlığı, içimdeki boşluğu doldurmaya yetmiyor. Maviyi hep seviyorum, ateşe aşığım, karanlığa ürkek... Ağaçlar güneşe yürüyor, bir yanda arılar fanusa dolmaya devam ediyor. Anlam aramayı bırakalı hayli zaman oldu. Hiçbir dünya öğretisi ikna edemiyor beni. İnkarım tanrısızlığımdan değil, tanrının acımasızlığından!.. Boşluğuma kimseyi almıyorum, anlatmıyorum da... Yazıyorum işte! En içten gelen sese koşuyorum. Kimse taş değil bilirim... Taş olmalı, dolu dolu, hiç boşluk olmamalı... Her atom boşluk doğuruyor, her boşluk bir infilak... Gözümün ucunda, baktığım her yer... Düşüyorum... Sonra Frida dolanıyor ayaklarıma... O aç, ben onun mırıltısına aç, bakışıyoruz... Rüzgar başlıyor, kış rüzgarı... Asmanın üzerinde asılı eski bir gemici feneri, kıpırtısız arı sessizliği... Öbek öbek... Denize koşuyorum çığlıklar atarak... Sesim yankılanıyor, kimse duymuyor... Tonozuna bağlı kayık sallanıyor çılgın bir dalgada,

batıyor...

Devamını Oku
İlhan Önal

Geceye bakıyorum
Kaç gecedir geceye...
Valizinin içindeyim sanki
Kilitli valizinde memleket memleket dolaşan geceye...
Dolu dolu yaşamlar
Parçalanırcasına düşünceler

Devamını Oku
İlhan Önal

Uzakta, en uzakta...
Adını unuttu gezegen
Sendeledi
Tam düşecekken
Tanrı koluna girdi
Dost değildi oysa…

Devamını Oku
İlhan Önal

Sığmıyor yaşam küçük nehirlere...
Ben evimdeyken, sen siyahsın
Elinde kömür karası bir kahkaha

Çıkıp çıkıp geliyorsun
İçinde bilmece, dışında bilmece

Devamını Oku
İlhan Önal

Kaç yıl yaşadınız, kaç yıl öldünüz...
Kibrit yaktım gördünüz mü?

Çiçek sundum ruhunuza, mezarınıza emekliyerek geldim
Farkında bile değildiniz...
Suskun toprak, kilitledi düşünceleri

Devamını Oku
İlhan Önal

İçimde kül var!
Milyar yıllık kaosun gerilmesi...

Alnımdaki izi göstermek istiyorum
Gözümdeki çapağı saklamadım hiç!
Eşya olmasa; Renk, evsiz kalmaz mıydı?

Devamını Oku
İlhan Önal

Kıkırdıyor gece...
Ağaç ayrı, asfalt ayrı, duvar ayrı…
Damlıyor çeşme, rahminden pis su giderine...
Anası var ama o bir piç
Ve doğuyor
Kentin karanlık kokusuna…

Devamını Oku
İlhan Önal

Zorlama geceyi, sabah olacak
Her şey akacak, tüm engellemelere rağmen...
Sen, ak havuzuna, ölümden korkma!
Onurlu her hatıra, hatırlanacak
Belk dei zamana yenik...
Susman, usunun terbiyesidir

Devamını Oku
İlhan Önal

İçinde kötülük var senin

İçimde kusma halisin sen!

Bir zürafanın gerdanına dolanıyor bacaklarım

Devamını Oku
İlhan Önal

Uzaktayım, çok uzakta
Boğuluyorum bir okyanusta
Mavi değil ölüm!

Çiziyorum...
Evrene uzanmıyor kollarım

Devamını Oku