70'li, 80'li Yılların Çocukları
Biz, yetmişli ve seksenli yılların çocuklarıydık...
Kibiri değil, tevazuyu öğrendik.
Hazırı değil, alın terini sevdik.
Ekmeğin kutsallığını, emeğin onurunu daha çocuk yaşta öğrendik.
Kimimiz semt pazarında buz gibi su sattı,
kimimiz fırında pişmiş ayva...
Kimimiz berberin aynasında büyüdü,
kimimiz terzinin makasında,
ayakkabı tamircisinin örsünde,
sanayide bir ustanın nasırlı ellerinde hayata hazırlandı.
Hiçbir işten utanmadık.
Çünkü bize, çalışmanın insanı küçültmediği; tembelliğin küçülttüğü öğretildi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda;
ceplerimizde servet değil,
ama yüreğimizde alın terinin bereketi var.
Dostluğun sıcaklığı,
mahalle kültürünün samimiyeti,
paylaşmanın güzelliği var.
Biz, çocukluğumuzu sokaklarda bıraktık;
ama insanlığımızı yanımıza aldık.
Ve biliyoruz ki...
Bir nesli güçlü yapan, sahip olduğu imkânlar değil;
yoklukta bile kaybetmediği ahlâkı, emeği ve vicdanıdır.
Yetmişli ve seksenli yılların çocukları olarak, en büyük mirasımız alın terimiz; en büyük zenginliğimiz ise tertemiz çocukluğumuzdur.
Muhsin Yener
Muhsin YenerKayıt Tarihi : 5.05.2026 09:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
70'li, 80'li Yılların Çocukları Biz, yetmişli ve seksenli yılların çocuklarıydık... Kibiri değil, tevazuyu öğrendik. Hazırı değil, alın terini sevdik. Ekmeğin kutsallığını, emeğin onurunu daha çocuk yaşta öğrendik. Kimimiz semt pazarında buz gibi su sattı, kimimiz fırında pişmiş ayva... Kimimiz berberin aynasında büyüdü, kimimiz terzinin makasında, ayakkabı tamircisinin örsünde, sanayide bir ustanın nasırlı ellerinde hayata hazırlandı. Hiçbir işten utanmadık. Çünkü bize, çalışmanın insanı küçültmediği; tembelliğin küçülttüğü öğretildi. Bugün geriye dönüp baktığımızda; ceplerimizde servet değil, ama yüreğimizde alın terinin bereketi var. Dostluğun sıcaklığı, mahalle kültürünün samimiyeti, paylaşmanın güzelliği var. Biz, çocukluğumuzu sokaklarda bıraktık; ama insanlığımızı yanımıza aldık. Ve biliyoruz ki... Bir nesli güçlü yapan, sahip olduğu imkânlar değil; yoklukta bile kaybetmediği ahlâkı, emeği ve vicdanıdır. Yetmişli ve seksenli yılların çocukları olarak, en büyük mirasımız alın terimiz; en büyük zenginliğimiz ise tertemiz çocukluğumuzdur. Muhsin Yener Bizim çocukluğumuzda teknoloji diye bir şey yoktu. Televizyon da telefon da her evde bulunmaz, sadece birkaç ailenin evinde olurdu. Ama biz yine de mutluyduk. Mahalle sokaklarında büyüdük; paylaşmayı, dostluğu, komşuluğu ve insan olmayı yaşayarak öğrendik. Bugün dönüp o yıllara baktığımda, içimi tarifsiz bir özlem kaplıyor. O güzel günlerin hatırası yüreğimde yaşıyor. Ben de aklıma geldikçe o yılları yazılarımla yaşatmaya, çocukluğumuzun sıcaklığını ve samimiyetini unutturmamaya çalışıyorum. Çünkü 70'li, 80'li yıllar; yokluğun içinde var olmayı, azla yetinip çok mutlu olmayı bilen insanların yıllarıydı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!