Bakma yüzümün bomboş bir nadas tarlası gibi durduğuna,
Serttir iklimim, ayazım içimde, rengimi belli etmem.
Evet az önce irkildim, ansızın bir tebessüm düştü yüzüme,
Birden gülümserken yakaladım kendimi.
Sanki kırk yıldır beklediğim yağmur, rahmet niyetine indi yeryüzüne.
Hani tam orta yerinden kırılmış bir bozlak vardır ya,
Bağrı yanık bir adamın son nefesi gibi hıçkırığa duran.
İşte yüzümün tam orta yerinde durdu, içimin buzları eridi,
Fırtınadan sonraki o tuhaf, o ağır sessizlik çöktü ruhuma.
Sonra uzun uzun baktım bize,
Sanki bir alfabenin en çaresiz, en muhtaç iki harfi gibiyiz.
Aynı cümlenin içinde birleşip, aynı gurbetin peşinden gelmişiz.
Hani o imla kılavuzlarına sığmayan,
Birimiz eksilse tüm kelimelerin boynu bükük kalacak,
Geriye kalan cümleler yetim, manası öksüz kalacak.
İşte öyle dilsiz duruyoruz birbirimizin eşiğinde,
Ve öyle mecburuz birbirimizin varlığına.
Sanki birimiz olmasa, kâinatın bütün şiirleri yarım kalacak.
Başını kaldır bak şu karlı dağlara, sis çökmüş o kambur sırtlarına,
Toprak üşümesin diye gökyüzü boş durmamış,
Beyaz bir yorgan dokumuş boylu boyunca üzerine.
Sırf o narin kardelenlerin boynu bükülmesin,
Zemherinin ayazına yenilip hayata küsmesinler diye.
Doğa bile akşamüstlerinde merhamete bürünmüşken kardelenlere,
Ben seni nasıl korumasız, nasıl kimsesiz bırakırım?
Seni sakladığım o gizli yeri hatırla, hani kimsenin ayak basamadığı,
Girişinin anahtarı olmayan, çıkışının ise imkânsız olduğu o kuytu.
İşte orası benim kalem, benim mabedim,
Benim bu dünyadaki tek sığınağım… Yani sen.
Dünya yorgun, hava soğuk, yollar yokuş,
Ama varsın olsun, varsın tufanlar kopsun sokaklarda,
Yollar buz tutsun, şehir kendi karanlığına gömülsün.
Kurtlar şehre kadar insin... Ne çıkar?
Senin bendeki yerin belli, hiçbir takvimde kış görmez.
Benim içimde sakladığım o asıl mevsim,
Hâlâ seninle ilk göz göze geldiğimiz günün iklimidir.
Orada sevda, ocağın üzerinde tüten demli çay gibi huzurlu,
Orada ne gökyüzü kararır ne de ayrılığın soğuğu nefes alır.
Orada sadece hasrete hasret kalınır.
İşte seninle öyle dokunulmaz yerdeyiz.
Orada kalp üşümez, gönül kırılmaz
İşte orada biz seninle vuslatı unutmuş,
Birbirine hasret kalan kelimeler gibi bitişiğiz.
Öyle kördüğüm bir bağ ki bu, kıyamet kopsa kopmaz,
Aynı topraktan filizlenip birbirine sarılmış iki dal gibiyiz.
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 11:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!