İçimdeki Çocukluk İkindisi

Mehmet Hanifi Erdinç
109

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

İçimdeki Çocukluk İkindisi

Öyle emanetçi dükkânından alınmış,
Bir eşya gibi durmuyor adın bende.
"Bir Ara Uğrar Alırım" diyebileceğin bir hüzün değil.
Ne bir sığınak lütfu ne de geçici bir heves ikameti.
Sen benim göğüs kafesimde,
Eski bir saatin hiç şaşmayan o kadim vuruşusun.
Hani kimliksiz, pasaportsuz, dili damağına dolanmış
Dilsiz bir mülteci gibi dolanıyorsun damarlarımda.
Sana "git" desem yol bilmezsin,
"Kal" desem zaten mülkün sahibi zaten sensin.
Öyle bir kuşattın ki bu yorgun teni,
Hasretim bile kendine çeki düzen verdi seni görünce.
Yollar, menziline ulaştığına ikna olup eridi,
Saatler, geçtiğin dakikalarda hükmünü yitirdi.
Ve özlem... Hani o her şeyi yakıp yıkan, o mağrur dev.
Benim ağzımdan senin adını duyunca,
Kendi varlığından hicap duyup kenara çekildi.

Şimdi hangi lügate bağrına sığınsak,
Hangi harfin arkasına saklansak eksik kalırız.
Benim içimde sana dair kurulan cümleler,
Öyle mürekkeple değil, doğrudan can havliyle yazıldı.
Sen, benim içimdeki o bitmek bilmeyen okul tatili,
Hiç bitmeyecekmiş gibi sevilen o çocukluk ikindisisin.
Bakma öyle uzaklara, yollara falan...
Bizim aramızdaki mesafe, bir adım bile değil artık.
Çünkü sen bende, bir misafirin nezaketini çoktan aştın,
Sen bende, kendi evinde çay demleyen o huzursun.
Artık bir an düşünüp ne zaman adını ansam,
İçimdeki bütün kavgalar barış ilan ediyor.
Silahlarını bırakıyor bütün hüzünler, bütün gözyaşları,
Çünkü sen benim sol yanımda öyle eğreti değil,
Bir ömür gibi ve en çok da kendin gibi duruyorsun.

Öyle bir imza attın ki ruhunun en ücra köşesine,
Söküp atmaya kalksam, şehrin bütün ışıkları sönecek.
Sen bende sadece bir isim değil, bir müdafaa hattısın.
Dünyanın bütün kalabalığına karşı direnen,
Sırtımı yasladığım o dimdik duran yıkılmaz duvar.
Şimdi hangi istatistik ayrılığı müjdelerse müjdelesin
Bizim sedamız, radyolarda yasaklanan türkülerin gizli öznesidir.
Sen benim, hiç kimseye anlatamadığım o en sahici masalım,
Kendi içimde verdiğim en haklı kavgamsın.
Gözlerin diyorum, hangi limana sığınacağını şaşırmış
Bir gemiye, yol gösteren o inatçı bir naif fener misali.
İşte bu yüzden ben sende kaybolmayı sevdim,
Yolumu bulmanın o tatsız güvenliğine inat.
Bir şarkının en güzel yerindeki o mecburi es gibi,
İçimde yankılanan o derin boşluk gibi.
Çünkü sen varken, bu hayatın gürültüsü uzak bir fısıltı
Olduğun gibi, tam da burada dur…
Eskimek nedir bilmeden, öyle dur işte...
Hiç bozmadan, hiç eskimeden….

Mehmet Hanifi Erdinç
Kayıt Tarihi : 11.03.2026 11:11:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!