SALAKLAR YARIŞIYOR
SAL TV yayın koordinatörü yılın ilk toplantısını 365 günün aşkıyla, şevkiyle başlattı. Yüreğindeki hırs, yüzündeki sevinç görülmeye değer. Övülmeye değer…
‘’ Sayın kendinden az benden çok çok değerli arkadaşlarım, dolu dolu yaşadığımız, yaşattığımız koskoca bir yılı geride bıraktık. Bir yılın reyting yarışında bir gün olsun ıskalanın altına düşmedik. Ödül almadığımız programımız ödül almayın yapımcımız, sunucumuz kalmadı. Hiç düşündünüz mü bu ödülleri neye borçluyuz? Bu ödülleri ne azimli çalışmamıza ne ekip ruhuna borçluyuz. Bu ödülleri seyircinin nabzına şerbet vermeye borçluyuz. Bu yıl şerbeti artırmalıyız. Şerbetin tadını, şerbetin farklı tatlarını tattırmalıyız.
SANA DOYULURMU ERMENEK
Yaslamışım sırtımı dağlarına
Seyreylemişim yeşil bağlarına
Yaz bahar çağlar akarsularına
Senin güzelliğine doyulur mu
SAP SAMANLA KARIŞMAZKEN RÜYALAR GERÇEKLE KARIŞIR OLDU
Bir gün karakoldayım, bir gün hastanede.
Bugün karakoldayım. Gelip beni karakola almalarını kendim söyledim daha doğrusu söylemişim.
ŞAŞTIM KALDIM KORONA
.
Korona sana ne desem bilmem ki
Boyun devrile desem boysuzsun
Soyun kuruya desem soysuzsun
Huyun bata desem huysuzsun
📖 Savaşların Görünmeyen Cephesi – Ebemin Duasıyla Yazılan Kıvımsal Roman
Garadut ağacının altında doğdu Kasım Alisi. Şah damarı kesikti ama milletin damarında akıyordu hâlâ. 92 Harbi’nde 7 hafta savaşmıştı. Doktor sordu: “Garadut yedin mi?” O gülümsedi: “Bizim evin önünde bir ağaç var… her gün iki sepet yerim.” Bu cevap, sadece bir beslenme değil—bir milletin damarına dökülen kıvımdı.
Ama savaş sadece cephede değildi. Evde, ocakta, tarlada, kalpteydi. Ebemin duası, görünmeyen cephedeki en güçlü silahtı. O dua, sabah namazından sonra fısıldanırdı:
“Subhâne’l-ebediyyi’l-ebed… Subhâne’l-vâhidi’l-ehad… Subhâne men yerânî ve ya’rifü mekânî ve yerzukunî velâ yensânî…”
SEÇİM PAZARI
Küfrün çanlarına ot basılmış
Gönül okşar vaazlar almışsa yerini
Anılıyorsa adın, dinleniyorsa sözün
Eli kulağındadır seçim pazarının
SEHERDE UÇTU DİYEMEDİM
Benim ilen koyun güderdin
Saçın belik beklik örerdin
Bir güncük görmesen yüzümü
Dertten yataklara düşerdin
SEN DE Mİ ŞAİR OLDUN EŞEK OĞLU EŞEK
İp çürükse umut ne yapsın
dökülen umuda mı yanasın
boşa giden emeğe mi
akıp giden gözyaşına mı
kuşlar seni sordu
‘’ Uçtu.’’ dedim
...
aşağı indim
izin hala eşikte
...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!