Her ne hale koysa dost al sen sefâ ender sefâ
Dosta her hâl hoş gelir dosttan gelen her bir cefâ
Gül tarab kıl zevk ü îşe durma dal her dem şen ol
Ayni lutf u rahmet olmuş verdiği dostun sana
Mevla'yı bulam dirsen
İnsana bak ne melîh
İrfanı bulam dirsen
İnsana bak ne melîh
Yer ve göğün resmi hep
Hak didi ademoğlu çün kabrin tenhâ kalır
Nas çokluğunda şimdi can nice lezzet alır
Nâsı nurlandırûben yakma seni kel misbah
Çokluk yeli esince can feneri bulanır
Kalb âyinesini sil gayrıya ko nazarı
Ol âyineye bak ki görmeyesin hazeri
Suretâ bu âleme mağlup görünen tenin
Sen değilsin gözün aç kendünde bul haberi
Beni incitdi deyû ey kaşlarını çatma gel
Çünki derdim başdan aştı aşıma su katma gel
Ol kara atı sana virdiler aldatmak içün
Sonu seni yere urur el-hazer oynatma gel
Kulağım Sıddık nidâsında Ömer'de gözlerim
Şemm-i Hak Osman ile Haydar'da esrar gözlerim
Sıddık'ın hakkı çün isterim Ömer'in adlini
Nur-ı Osman irişince seyf-i Ali sözlerim
Mâdem ki sensin ağladan
Hoşdur gelen sen Âlâ'dan
Dost emrine bin merhabâ
Merhabâ bize Mevlâ'dan
Hoş gösterir iken bana
Mevlam seni dilerim ben
Gel de bana dime git git
Yüzüm sana dönerim ben
Gel de bana dime git git
Senin içindir sevdiğim
Mezarda ayak altı çünkü kalır bu başım
Neye yarar tâc koysam söyle benim yoldaşım
Türlü nimetlerine sonu horluk olunca
Farkı ne arpa yisem ya ki buğdaydan aşım
Altun gümüş neylesün önü sonu olan hâk
Taçla toprak süremez etekleri olan pâk
Ehl-i ukbâ geçinir hele sen şuna da bak
Bu dünyâ metâını can gibi idersin imsâk




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!