Ben ne ahlar çektim,sen yanımda yokken,
Yüreğim yuvasından çıkacak gibiydi,bana sevdayla bakarken,
Alt üst oldu dayalı düzenim,bana eyvallah demeden giderken,
Nerelerdeydin söylesene,sevda hançeri sineme saplanırken.
Ben ne uzun geceler ibadet ettim.Sabırla hep seni dileyerek,
Kırılgan kelebek gibiyim!
Kırılganlık benim genlerimde var!
Görmek istediklerini görmediğim,
Onlar gibi düşünmediğim,
Kesinlikle harama tevessül etmediğim,
Zalimin yanında olmadığım,
Ve her daim doğruları konuştuğum için,
Hangi topluma girdiysem yalnız kaldım.
Omurgasızlar, semizotu gibi çoğaltıkça çoğalıyorsa,
Fikri güzel, gönlü güzel itibarlı insanlar, hor ve hakir görülüyorsa,
Doğru konuşanlar, yedi köyden kovuluyorsa,
Rahmani güzellikleri, gönlünde barındıranlar, carnaçar oluyorsa,
İnsan gibi insan olanların hararetleri, artıkça artıyorsa,
Ben insanım diyen, hiçbir insana zalimlik yakışmaz!
İnsan olan hiçbir zaman, kolay kolay haddini aşmaz!
Kendine çok güvenen, insanın bile hesabı şaşar!
Ama yerin göğün sahibi olan Allah’ın, hesabı hiç şaşmaz!
Ben insanım diyen, insanlık kitabını çok iyi okumalı!
Bana “sinirlenme, üzülme diyorlar”
Er meydanında şerefsizler cirit atıyorsa,
Aslanların otağına tilkiler oturuyorsa,
Kelli felli insanlar örnek olmuyorsa,
Bilim yuvalarında film yapılıyorsa,
Hava sopsoğuktu.
Benim çırılçıplak yalnızlıklarım vardı.
Karanlık çıkmaz sokaklarda kalmış çar naçarlar gibiydim.
Gidecek hiçbir yerim de yoktu.
Şaşırmış kalmıştım.
Sadece kara kara düşünüyordum.
Saplama yeter artık ne olur bağrıma aşkın zehirli paslı okunu!
Bir bakışta tanımalısın aşk yolunda gidenlerin aç ile tokunu!
Seven sevmişse ben gibi canı gönülden birini,
Düşünmeden seve seve vermeli sevdiğinin yoluna varını yokunu!
Celalli ve haşin bakışlarla değil, aşk ve sevda ile bak gözlerime!
Bağladım sevda atını haraya,
Aşkını merhemini sürdüm gönüldeki yaraya.
İşin kolayına kaçmayan sevdalılar,
Kulak versinler aşkın dağlarındaki naraya.
Bağladım sevda atını asırlık ceviz ağacına,
Baba, dün “yorgunum baba” başlıklı bir şiir dinlediğimden dolayı çok üzülmüştüm.
Hatta öylesine üzülmüştüm ki; tansiyon rahatsızlığım olmamasına rağmen,
Üzüntüden tansiyonum ya çok düşmüştü ya da çok yükselmişti.
Bulunduğum odamın duvarları ha bire dönüyordu.
Sanki vefat edeceğim sandım ve durmadan ard arda kelime-i tevhid getirdim.
Çok şükür birkaç dakika sonra kendime geldim.




-
Şükrü Atay
Tüm YorumlarŞiirlerinizin hemen hepsi Hakk'a,hakikate çağıran doğruya yönelten şiirler.Tebrikler.
İlhamınız bol, kaleminiz dâim olsun inşallah.