Çocuk bir taşın üzerine oturdu.
Cemil susmuştu.
Güneşin eğildiği bir andı.
Zaman da diz çöküyordu sanki.
Ve o an,
kelimeler yürümeyi bıraktı.
Kalakalırım ben bir başıma
Bu dert çekilmez tek başına
Giremem bir sonraki yaşıma
Eğerki sen bu candan gidersen
Neden şiir yazmayayım ki
Kime ne anlatsam
Anlamaz beni,
Kime ne söylesem
Dinlemez beni.
Kitap olur mısralarım
Hangi dağa ağlarsın gayrı
ey bulut!
Dağımız çöktü
Hangi çınara doğarsın gayrı
ey güneş!
Gamzelim,
gülüşün yarım bir bahar gibi kaldı içimde.
Bir yanda çocukluğum,
bir yanda senden eksilen yanım…
Gözlerin —
Kalakalırım ben bir başıma
Bu dert çekilmez tek başına
Giremem bir sonraki yaşıma
Eğerki sen bu candan gidersen
Bu garibi çöllere, attı da gitti
Beni katil sevdaya, sattı da gitti
O kalem kaşlarını, çattı da gitti
Sevabını günahına, kattı da gitti
Ellerini ellerimden, çekti de gitti
Gökyüzü kimseye ait değildi.
Ama herkes, orada kendine ait bir parça
arıyordu.
Cemil ve çocuk
karanlık bir sokağın ucuna geldiler.
Işık yoktu.
Leyla rüzgârla gelen bir fısıltı gibiydi.
Adımları, toprağın hafif titrediği yerde sessizce ilerliyordu.
Gölgeler uzamıştı; ağaçlar suskun, şehir ise neredeyse nefes almıyordu.
— “Gölgenle barışmadan, yoluna devam edemezsin,” dedi Leyla kendi kendine.
“Çünkü o, yalnızca arkan değil, içinde taşıdığın yüktür.
Ve onu kabul etmek, özgürlüğün ilk adımıdır.”
Ey ressam gördün mü Gazze'yi
Yeniden çiz resimlerini
Eskiler pek de mana taşımıyor
Ey şair gördün mü Gazze'yi
Yeniden yaz şiirini
Eskiler pek mana taşımıyor




-
Ibrahim Halil Aksoy
Tüm Yorumlarhttps://www.tilkikitap.com/kitap-basilanlar/kitap-baski-ibrahim-halil-aksoy-bir-ses-var-duyabilene-1749.html