Yılarca seni bekledi gönlüm, perişan
Ölüm geldi kapıya, kalmadı zaman.
Ilık sessizliğe gömülmüştü şehir
Sis vardı göz kapaklarında
Güneş doğarken her yanına
Gözlerim bakmaya utanır
Şehrin doyulmaz çıplaklığına.
Gözlerini düşünmek
Geceleri hayal kurmak gibi,
Yıldızlı akşamlarda,
Bir kentten ayrılırken üşümek
Üşümek ve kaybolmak gibi,
Gökyüzünden bir parça kestim
Onun üstüne sevgi ektim
Parlayan yıldızları bekledim
Yıldızlı geceyi üstüme çektim
Yattım, geceydim
Sabahı bekledim
Bugün kulağımı bir köpek ısırdı
Çünkü suçlu bir pençe atmıştım adımlarıma
Gizleyip loş ışıklara gölgemi
Koyu bir sessizlik olmuş dudaklarım
Leş kargalarım ötmüş serin sularda
Bir bahar havasındaydı o gün çöl
Soldum karanlığı beklerken
İçime vuruyordu dalgalar
Çılgın maviler sevişirken ufkumda
İnce bir ışık hüzmesindeydim
Gölgemi öldürdüm
Önce bıçağıma akan iki damla gözyaşı
Hayatımı bembeyaz kağıda
Dökerken, gözyaşlarımı karanlığa
Yaşayamadım doya doya
Şiirin tadını her satırda
İki mum alevi ağladı
İhtiyar ellerim yeşeriyor yokluğunda
Hangi elementin çözeltisi maviydi?
Bakır bulutlar mıydı yağmur yağdıran
Yoksa cömert ayrılıklar mı?
Tutku ve umut,
Çocuk yüzlü hayaller kurdum
Ümitli gözlerle.
Uyudum,
Kısa bir süre,
Yüreğime dokuduğum ağrılarımı indirip yere,
Uyuduğum o kısa sürede
Gündüz ağladı gecenin içine
Ben ağladım kendi içimden
Rüyamda bir yağmur ağladı
Sesini ben duydum
Gök duymadı
Şiirlerim ağladı kendi içinden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!