benden başkasının
gülüsün
suyun bendim senin
toprağın bendim
sen anlayamamışsın ama
dikenin bendim
Ömrümün ilkbaharını yaşadığımda
Sonbaharım oldun
Ne varsa bende güzel
Birer birer soldurdun...
Kahrolayım adını andıkça
Yedik kendi dilimizi,
Yediğimize bakın hele...
Yedik kendi dilimizi ilk!
Yedik bitirdik be.
***
Okumak meziyet değil Mehmed Akif'î,
Anne ve çocukları
Sabahın ilk saatleri,
Çıkmışlar yola.
İki çocukta uyku sersemliği.
Bu yol nereye?
…
Noyan'ın arkasından! Şehid'e vefa satırları olur umarım.
Siz orada değildiniz... Ama yürekleriniz yanmıştır o gencecik canlara... Noyan'ımızın cenazesi çok kalabalıktı ve çok sessiz. Omuzlarda taşınırken bile... Köy sesizliğe bürünmüştü... Ve çok şey söylüyordu bu sessizlik... Tahir bu sessizliği kırmaya çalıştı 'şehitler ölmez, vatan bölünmez' dedi, gür sesle, sonra bir kere daha bağırdı yüreklice... Bir kaç kişi eşlik etti ona sadece... Nedendir bilmiyorum... Biraz yadırgadım sessizliği... Tekrar tekrar bağırdı Tahir... Bu arada şehidimizle geçen bir diyoloğu paylaşacağım... Aynı arabada köye gidiyorduk... o zamanlar o on yaşlarında filandı... Epey oldu bu hatıra yanii... bak Noyan dedim bazı büyük kafalar küçük düşünüyor dedim ve ekledim her ne kadar senin kafan küçükse de büyük düşüneceksin..
Vallahi ben ona bu kadar büyük düşün demedim... o şehit oldu annesi şehit anası oldu... Ve Dedeler Köyü'nün değil tüm Türkiye'nin anası oldu... BAZI KAFALAR önüne eğsin kafasını... O kadının ellerini öpsünler ve helallik alsınlar.
Amerika astı, İran astı... Tek tek saymıyım da bir çok devlet astı... Yani asmasalar da astı sayılıyorlar... Adamlar astığı astık kestiği kestik... Ya biz niye besliyoruz bu Öcalan'ı.. Korkuyorsak kimden? Ya sayın sayınlar ben bunu anlayamıyorum... Asamıyorsanız salın gitsin beee... Sultanahmede toplarsınız şehit ailelerini hep... Onlarda onu orda lime lime ederler.. Sizde havaya ıslık çala çala gidersiniz... Saldık gitti dersiniz... Ya da bırakın dağa da belki kör bi kurşun isabet eder ya da tekrar yakalar gösterişle İmralı'ya tıkarsınız... Bir İmranlar köylüsü olarak siz büyüklerime söylüyorum, Öcalan'ı daha asmayacak mısınız! ! ! Ninemin bana bi hareketi vardıı, demeden geçemiycem... Onu çok kızdırdığımda ellerini beline koyaaar ve şöyle derdi.. Sana hiçbirşeycikler demem, demem vallahi demem... Ve sonra tüüüü Allah belanı versiiiin diye kelimesini bitirirdii... Ne diyim size, artık bende hiçbirşeycikler demeyeceğimm...
18. 07. 2011
Aradığınız Adam nasıl olmalı. Önce bana bunu söyleyin. Ya da ey adamlar aradığınız kadın nasıl olmalı. Soru şu şekil olmalı: Nasıl bir İnsan arıyorsunuz? Her şeyi satıyor günümüzde insanlar. Hatta artık kredi kartına taksit de yapacaklar. İnsani ilişkilerse sıfırın altında nefes almaya çalışıyor.
Bir gün bu dünyadan gideceğiz işte.
İyi hasletlerimizi hep öldürürken. Niye kendimize kötü bir dünya inşa ediyoruz. Artık buna dur deme zamanı gelmedi mi?
Elif Lam Mim. Şimdi Kur'an okumaya en baştan başlıyoruz. Bakara süresinden başladık. Elif Lam Mim dedik. Bunların manasını kimse bilemez. Bende bilemem. Belki yüz belki bin manaya gelebilir... Yani yanlış bişey yazmaktan ilk önce Allah' a sığınırım. Belki milyonca açıklaması olabilecek bu ayetlerden 'olabilir' dediğim, düşüncemi açıklayayım. Biri bu açıklaması olsun diyelim isterse...
Elif. Bu 'Allah' lafzının ilk harfi olabilir.
Lam. Bu da bir bağlaç olabilir... Yani le, la gibi... Buraya kadar ki kısmı Elif- le oldu...
Nasıl bir baba istersiniz?
Ve nasıl bir babanız var?
Babanızı ne kadar seviyorsunuz?
Bugün yılların su gibi geçtiğine mi yanayım, geriye dönüp bakmak istemeyişime mi sevineyim bilmiyorum... Geriye baktığımda üzülmüyorum dersem yalan olur. Ama gelecek benim için baharlar getirmişti sonradan sonradan... Bazen hayatta son bahara geldim sanırsınız ama çiçekler açmaya başlar. hayat size ilk baharı muştular! Böyle, yenilenirsiniz... Daha dik durursunuz, yaşama isteğiniz gelir. Bugün 3 çocuğumla ve sevgili eşim, gülümle mutluyum. Yarına umutluyum.
Burada Milliyet blog'ta 'sevgi yazıları' diye yazmama 14 şubat 2011 yılında başlamışım dostlar. Böyle bir güne böyle bir yazı olmalı. Her ne kadar şu anın takvimi 17 Mayıs 2013'ü gösterse de, bu yazı 2011 yılında başlarken hiç bitmemeli... Sevgi Yazıları 'stop' dememeli... Beni okuyanlar okumayanlara anlatsın... Beni tanımayanlar da bilsin ki kalemlerden sevgi akmalı, kalemler sevgi yazmalı ilkin... Lakin ben günümüz Türkiye'sinde sevgiye aç, sevgiye küsmüş ve sevgiden kaçanda insanlar görüyorum. Hayatınızı mutlu olmamak için kurarsanız elbette ki mutlu olmazsınız.Tersi olursa acılarınızdan bile sevinç yumağı görünür gözünüze...
Yıllar sonra yazdıklarımızı okuduğumuzda yüreklerimizin meğerse ne az konuşmuş olduğunu göreceksiniz. ve meğerse kalemlerimiz ne az yazmış, sevgiyi...




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?