28 Ağustos 1749 - 22 Mart 1832
Aziz ruhlar sallamış beşiğini
Veda edip çocuk tazeliğiyle bulutlara
Raks eder gibi iner mermer kayalara
Haykırır sevincini semalara
Sevinç sevinç berrak
Ve yıldız yıldız parlak
O yırtacak sen söküğü dikecen,
Elinle yaptın boyunla çekecen,
Ne etseler mutlak boyun bükecen,
Analıktır kötü olur dediler.
*****
Ben istedim huzurlu mutlu hane,
Devamını Oku
Elinle yaptın boyunla çekecen,
Ne etseler mutlak boyun bükecen,
Analıktır kötü olur dediler.
*****
Ben istedim huzurlu mutlu hane,
Yazarların yazınlarında atıflardan geçilmez, bunun nedeni örnek gösterme işinin saygınlığı artırmasıdır. Şimdi bunu bir proje ve plan olmaktan dışârıya alalım ve harika bir sanat işlediğini görelim. Yinelemelerden bir geride yavaşça yeryüzüne bırakılmış İsa figürü görüyoruz ancak bu sefer içinde şehirler ve ülkelerin kurulması atfı ile birlikte. Bu cihattır, yoksa yeterli sayıya ulaşan topluluklar birileri o topraklara gelmeden de şehir ve ülke olurdu. Enteresan bir dokunuş benim gözümden...
Şimdi ne yazsam bilemedim peygamber efendimizin adının anıldığı bu sayfada böyle tartışmalar olmamalıydı. Saygılar.
Cihat bey sayesinde, buraya yorum yazmak isteyen herkes kaçacak alimallah...
:)
Cihat bey, bence diyanet başkanı olmalıydı!.
Düzeltme ve özür. Lawrence isimli İngiliz ajanının Arabistan'da kullandığı sahte ismini sehven Şeyh Hüseyin olarak yazmışım. Doğrusu Şeyh Alidir. Düzeltir tüm arkadaşlardan özür dilerim
Allah sizin gibi hiç kimsenin dediğine ve mahalle baskısına bakmadan Hakka hak batıla batıl deme cesaretini gösteren yiğit kardeşlerimizden de razı olsun Habip bey kardeşim.
Zeynep hanıma gelince; sanırım Goethe ve benzerlerinin dediklerini Kur'an ve sahih hadis kıstaslarına göre değerlendirmeden duygusal bir tavırla değerlendirmektedir? Yoksa hiç bir müfsidin ben müfsidim demeyip daima suret-i haktan göründüklerini ve ayranları ekşilikten köpürse bile ona ekşi demediklerini bilmesi gerekirdi. Lawrens Arapçanın 33 lehçesini bilen ve Arap kıyafetlerine bürünerek kendisini cahil kabilelere Şeyh Hüseyin olarak tanıtan bir İngiliz ajanı değil miydi? Osmanlıyı arkadan vuran onun kandırdığı Arap kabileleri değil miydi? Muhammed Esed Muhammed Abduh Fazlurrahman isimli zatlar dinimize doğrudan saldırmamışlar önce müslüman isimleri alarak Arap ülkelerinde ve Pakistan'da üslenmişler oralarda kendilerine taraftar ve mürit bulunca da asıl maksatlarını ortaya koyarak güya Kur'anı tefsir ederek Kur'anın bir çok muhkem ayetlerini tevil, tefsir, yorum ismi altında tahrif ederek şu anda bizde Kur'andaki şefaatle kaza ve kaderle, Adem-as-in yaratılışıyla Cennetle cennetteki hurilerle gılmanlarla ve de mucizeyle alakalı bir çok ayeti ya tevil yoluyla ya da bizzat inkar ederek tahrip eden ilahiyatçıların yetişmesine vesile olmuşlardır. Bu kişilerin kimliklerini incelediğimiz zaman hepsinin de Avrupa menşeli oldukları ve babalarının Haham ya da Rahip oldukları ve bunların İslam alemine özel yetiştirilip kasten gönderildikleri ortaya çıkmaktadır. Tıpkı anası Yahudi babası ermeni olan Fethullah Gülen denen münafık ajanın bizlere yıllarca büyük bir İslam alimi olduğunun yutturulduğu gibi!
Allah razı olsun Cihat bey.
"Abdullah" rumuzuyla yazan ve Said Nursinin Abd-ul Kadir Geylani için "ol der oluverir kutbunun dairesindedir" tarzında sözü olduğunu iddia eden zata; Bir kere Barla Lahikasının ikinci cildi yoktur ve o tek cilt halindedir ki o da 206 sayfadan ibarettir. Yani o bahsini ettiğiniz risalenin ne ikinci cildi vardır ne de onda 276 sayfalık bir hacim vardır. Buna rağmen onun 176. sayfasına ve o sayfanın iki iç sayfa ilerisine ve gerisine doğru giderek o sayfaların tamamını satır, satır okudum ama var olduğunu iddia ettiğiniz bir mevzunun oralarda yer almadığını müşahede ettim. Bununla da yetinmeyip Emir dağ Lahikası'nın ikinci cildinin 276. sayfasına ve yine iki üç sayfa öncesine ve de sonrasına giderek onları da satır satır inceledim ama ne yazık ki oralarda da böyle bir mevzu yoktur. Yani arkadaşım siz gözümüze baka, baka bize yalan söyleyip bir kısım alimlere de demediklerini dedirterek iftira ediyorsunuz! Böyle bir tavı ise dini ilimlerle iştigal eden bir kimse için bir utanç vesilesidir-tabi ki utanacak yüzü varsa- vesselam!
"Akıl Lazım İnsana" rumuzuyla ki -bu şahıs devamlı uyduruk isimlerle ve rumuzlarla benim şiirlerimin altına çirkin yorumlar yazarak hakaret eden bir virüstür- güya bize üslup ve adap ve de Kur'an ayetleriyle hitabet dersleri vermeye yeltenmiş ama kendisi ortaya koyduğu hakaret ve iftira dolu üslubuyla gülünecek duruma düşmüştür.
Evvela; Biz hiç bir kimseye elimizde Kur'ani ve nebevi bir delil olmadan ve de şahsın kendi beyanını esas almadan kafir, münafık, müşrik ve fasık demeyiz! Zira bu gibi sözlerin yani delisiz bürhansız sırf zan ile verilen hükümlerin indi ilahideki büyük vebalini biliriz ve böyle bir riskin altına asla ve kat'a girmeyiz. El Arabi ve Er- Rumi gibi zatların mezhebi olan VAHDETÜL VÜCUT VE VAHDET-İ ŞUHUT mesleğindeki görüşler ise Kur'anın muhkem ayetleriyle ve sahih hadislerin beyanlarıyla taban tabana zıttır!Mesela El Arabi şeytanın Adem -as-e secde konusunda Allah'la tartışmaya girmesini daha sonra şeytanın Adem ve Havvayı kandırarak cennet kovdurması olayının-haşa- Allah'ın hazırladığı bir senaryo olduğunu şeytanın Adem Havva'nın ve hatta Firavun'un bile yazılan bu senaryoyu oynamaya mecbur bırakılmış birer figüran olduklarını dolayısıyla da onların hiç birinin suçları olmadığını sonuçta da bunların hepsinin cennete gideceklerini iddia eder ve bunun adına da Kur'an tefsiri der. Dahası; kendisi dahil kainattaki en küçük zerreden tut en büyük kürelere varıncaya kadar -haşa ve kella- her şeyin Allah'ın birer cüzleri olduklarını ölünce de her şeyin yeniden -haşa- Allah'ın zat- akdesiyle birleşerek ruhlarının şeb-i aruz yapacaklarını söyler.Bunun adına da "Fenafillah", "Bekabillah" makamına çıkmak der ki bunun manası; Fanilikten ve aciz bir kul olmaktan kurtularak- haşa-Allah'laşıp onun sıfatlarına sahip olarak sonsuza kadar öyle kalmak manasını verir. Onun müritleri olan Er-Rumi El Konevi Yunus Beyazıd-ı Bistami Bursevi vs gibileri ayni sapık fikirleri benimseyerek şiirlerinde ve sözde tefsirlerinde bunların reklamlarını yaparlar. İnanmayanlar Er- Rumi'nin 7 ciltlik mesnevisini usanmadan ve sonuna kadar Kur'an ayetlerindeki beyanların kıstaslarına göre değerlendirerek mütalaa etsinler sonra da gelip neticeyi bu fakirle tekrar gündeme taşısınlar derim! Ayrıca; Sahte rumuz ve isimlerle buralara girip parazitlik yapan şahıs ayetin sonuna her nedense hiç dikkat etmiyor! O ayetin sonunda "belki Allah'tan korkar" denilmektedir. Bir kişiye devamlı yumuşak söz söylerseniz o Allah'tan korkmak şöyle dursun onu söyleyenlerle alay etmeye başlar ki Firavun ve Haman da aynen öyle yapmışlar Musa ve Harun-as-un mukaddimedeki yumuşak üslubuna iltifat etmemiş daha da ileri giderek" BENİ TUTMAYIN DA ŞU MUSAYI ÖLDÜREYİM "diye üzerine hücum etmiştir. Olay bu şekilde kapanmamış Musa ve Harun'un gösterdikleri onlarca büyük mucizenin tehdidinden de korkmayarak denizde ordusuyla boğuluncaya kadar karşı koymaya devam etmiştir. Bu kendini çok şey biliyor zanneden vatandaşın Kur'andaki ONLARIN BAŞLARINI ÇATLATIRCASINA TEBLİĞ ET!" " BUNDAN BÖYLE MÜNAFIKLARA VE MÜŞRİKLERE SERT DAVRAN VE ONLARLA CİHAD ET!" "ONLARI IN BİRER CEHENNEM ODUNU OLACAKLARINI ONLARA MÜJDELE!" mealindeki ayetlerini ve bir ültimatomla başladığı için başında besmele bulunmayan TÖVBE suresi gibi surelerini görmezden gelip dikkat nazarlarından kaçırmaya çalışmasındaki hikmet(!)ne acaba? Allah kullarına bidayette yumuşak üslupla yaklaşılmasını emrederken daha sonra bu nasihatlere aldırmayanları hem dünyada hem de ahirette onlara vereceği azapları hatırlatarak tehdit etmiyor mu ve bu ayetlerin sayısı yüzlerce değil mi? Yoksa bu çok bilmiş vatandaşın Kur'an ayetleriyle ve Siyer-i Nebeviyle alakasının sun'iliği dolayısıyla Resulullah'ın sağlığında ilay-ı kelimetullah için kendi öz amcalarıyla bile savaşıp onlardan kimini esir aldığından kimine de kızması yüzünden Kur'anda bu konuda ""TEBBET" suresiyle lanet edildiğinden haberi yok mu? Biz bu gibi kulaktan dolma yanlış bilgilerle vaaz edip doğru bilenlere saldırmalarına alışkın olduğumuz için onun bu nahoş ve acınası haline kızmıyor ve ona Allah'tan hidayet diliyoruz vesselam!
Her fani ve fena adamın her sözü fena olmaz Abdullah bey! Zira dünyadan öyle faniler gelip geçmiş ki bazı sözleri hakikate uygunluğu dolayısıyla vecize olarak ezberlenmiş ve söylenegelmiştir.Ayrıca Kur'anda bizzat Rabbimiz" MÜ'MİN HER SÖZÜ DİNLER AMA EN GÜZELİNE TABİ OLUR" buyurmuyor mu? Hem biz Said Nursinin talebesiyiz o da bizim üstadımızdır demedik.Bir zamanlar Risaleleriyle ve hayatıyla epeyce ilgilendiğimiz doğrudur. Onların içinden Kur'an ve sahih hadislerle bağdaşanları aldık geri kalanlardan istinkaf edip onların yanlış olduğunu her zaman her yerde ve her vesileyle söyledik. Sonra biz Said Nursi için "Asrın alimi" tabirini kullanmadık sadece asrın alimlerinden birisi dedik ki bu doğrudur. Zira bir çok hatalı hükmüne ve fetvasına rağmen yine geçtiğimiz asra ki-o asırda alim kıtlığı söz konusu idi- damgasını vurabilmiş sayılı alimlerden birisidir. Sizin bahsini ettiğiniz kitabında böyle bir söz söylediğini hatırlamıyorum zira 10 yılı aşkındır onun kitaplarına atf-ı nazar etmiyorum. Yani ben yıllardır ne nurcuyum ne de başka bir şeyciyim. sadece Kur'ancı ve sahih sünnetçiyim vesselam. Abd-ül Kadir için öyle tuhaf ve kitaba muhalif ifadeler kullandığını biliyorum ve asla onaylamıyorum. Zaten onlardan ayrılmamın ve sadece Kur'ancı olmamın sebebi de o tür saçma sözleridir ama Barla lahikasının 276. sayfasında öyle bir beyanı var mı hatırlamıyorum. Birazdan müsait olunca bakıp emin olacağım inşaallah. Çünkü onun şöhretini çekemeyen kendilerine deist ve modernist diyen bir kısım ilahiyatçıların TV ekranlarında iftira atarak dediklerini çarpıttıklarını da biliyorum ki bunlardan birisi de Abdül Aziz Bayındır'dır. Netice olarak diyoruz ki biz söylenen sözün kim tarafından söylendiğine değil ne söylediğine ve sözlerini hangi kaynaktan aldığına bakarız. Yani din namına bir şey söylenmişse ve bu sözü Kitapla ve sünnetle bağdaşmıyorsa o sözü babamız da söylese hocamız da söylese ret eder çöpe atarız. Söylenen söz Kitap ve sünnet kıstaslarına vurulduğunda altın çıkıyorsa onu alır kalbimize ve kafamıza koyar hem onunla amel eder hem de söyleyene o konuda onay veririz vesselam!
Selamlar saygılar.
tebrikler
Bu şiir ile ilgili 33 tane yorum bulunmakta