Gözlerinin kıyısında bir ada bulsam diyorum,
Hani şu haritalarda olmayan, hani o telifsiz.
Bir çay koysan, demliği tütün kokan bir ikindide,
İçsek ve sussak, yalnızlığımız bile kalsa sessiz.
Dünya dediğin, kırık bir saatin dişlileri arasında,
Bizi durmadan telaşa, durmadan aşka kuruyor.
Oysa benim göğsümde telaşsız bir güvercin ölüsü,
Durup durup kanatlarını beyaz bir huzura vuruyor.
Ceketimi astığım o çivi bile senden yana şimdi,
Evlerin odaları dar geliyor, sokaklar fazla geniş.
Huzur dediğin, seninle benim aramdaki o ince sızı,
Bir tren sesinde unutulmuş, yarım kalmış bir seviş.
Bütün gazeteleri yaktım bu sabah, haberler kötüydü,
Siyaset dediler, yangın dediler, ekmek dediler.
Ben senin saçlarının kokusunda bir ihtilal büyüttüm,
Bizi bu darmadağın dünyada ancak huzur temizler.
Şimdi bir bardak suyun duruluğuna inanmak var,
Ve senin o hiç değişmeyen, o muzip gülüşüne.
Bir otobüs biletinin arkasına yazılmış şiirler gibi,
Bırakmak kendini hayatın o en beyaz düşüne.
Kimse bilmez içimizdeki bu dikey uçurumları,
Biz yatay yataklarda dikey acılar çeken çocuklarız.
Bir parça huzur, diyorum, bir parça mavi gökyüzü,
Yoksa bu kalabalıkta yemin ederim çok yalnızız.
Gözlerini kapatınca başlayan o büyük coğrafya,
İşte orası benim yurdum, orası benim sığınağım.
Ne paranın saltanatı, ne kelimelerin o süslü yalanı,
Ben sadece senin yanındaki o dingin koya uzağım.
Hadi gel, eksilelim biraz bu dünyanın fazlalığından,
Rakamları unutalım, saatleri duvarlardan indirelim.
Huzur istiyorum, evet, ama seninle gelen cinsten,
Şu yorgun kalbimizi biraz da aşkın gölgesinde dinlendirelim
Kayıt Tarihi : 4.07.2026 09:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!