Dağları homurdatan bir büyük yükten yılıp
Ninova şiirini yazdığım gün ertesi
Giriverdi rüyama ulu ozanın sesi
İki bin yirmi birde on üç şubat gecesi
Berçenek köyündeyiz büyük ozan Mahsûnî
Evvelce duyulmamış bir deyiş tellendirdi
Kuğular, kısraklar
Ve bülbül nameleri yüklü bir ormansa aşk;
Sensindir binitimin çığlığı
Kadınım.. karnavalım
Sende sevdim çalkantıyı
Bu sancı ve irin çağında
Günde 120 milyar hayvan yiyor
İnsan
Mırlayan tatlı kedileri seviyor
İnsan
İtaatkâr köpeklerle arkadaş
İnsan
İnsan geldi ve dedi
Scientia est potentia
.
Ve ekledi
Ad astra per espera
Haydi
Ben hepsiyim şeylerin
Tedirgin
Islak bir köpeğin benzediği
Tedirgin
Islak bir köpeğe benzemeyen
Ve tedirgin
Canlıyken kaynar suya atılmazsa
Kaybetmezmiş zehrini
Istakoz
Soğuk sudan kaynar suya
Hizla
Bana kalsa
Hani şu can veren var ya
Yangından can kurtarırken
İşte o itfâiye erine verirdim şehitliği
İşte ona müjdelerdim en çok da
Altından ırmaklar akan cenneti
Kafamı tutuyorum
Kafamı üçüncü katta tutuyorum
Düşmüyor kafam
Sokak ortasına pat diye
.
Rûhumu gıdıklıyorum sonra
When I was a child, I was a child
.
Aklımda
Kar altında bekletilen elmalar kalmış
Ne güzel kokarlardı karları kazıyınca
Uçup giderdim evden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!