Yukarı tükürsen bıyık
Aşağı tükürsen sakal
İkisinin arasında dil var
Diller var
Dilin ucunda ay
Ay'ı doğurun geceme
Kulak verin sesime
Kabusları söküp aldım
Ölümü öldürdüm bu gece
Beyaz elbisede saklı hayallerim
Çok şükür sınavı geride bıraktığımıza göre kalemi elimize sıkça alabiliriz bundan sonra sevgili günlüğüm✍🏻
Çalışmaya devam, öyle Fransızca A 2 sınavını geçtim elhamdülillah diyerek yan gelip elinde kumandayla, o kanal senin, bu kanal benim gezmek yok. İlgimizi çekerse haftada iki sinema filmi kafi.
Operalar var ve çok özledim iki aydır gidemedim, tiyatrolar ha keza televizyondan çok daha kıymetli…
Sana olan sevgimi bir bilsen, ah bir bilebilsen sevgili günlüğüm✍🏻 şu an yanımda olsan uçarak koşsam kollarına ve sarılsam sarılsam sarılsaaammm ne kadar ihtiyacım var sevgiyle sana sarılmaya… Yazdıkça
Ne zaman bu ismi duysam ve biri birine
"Ali!" diye seslense,
Hazreti Ali (r.a.) Efendimiz çıkageliyor aklıma.
Çağrı filminin etkisi ve okuduğum kitaplar birleşince, zihnimde o sahne canlanıyor:
İslam düşmanının kellesini, ucu iki başlı kılıcı zülfikâr ile tam vuracakken, yüzüne tükürdüğü anda kılıcı düşmanın boğazından çeker.
Düşünüyorum; fakat bilmiyorum ki; var mıyım?!
Belki çoktan beri varımdır da; bilgim dahilinde değildir!
Ya da bilgim dahilindedir de kim bilir ?
Sen biliyor musun peki sevgili günlüğüm✍🏻
Sen bilmezsen kim bilecek? Ben mi bileceğim?
Bilmem gerekiyor mu?
Hayatta tek bir derdi, dert edindim Sevgili Günlüğüm✍🏻
Gerisini kâh duydum, kâh rüzgâr fısıltısıyla yüreğimi teğet geçti. İnsan olarak, insani duygularla çoğunu ele aldım elbette. Yazdım, çizdim, dilime de almışımdır her ne kadar kalemim kadar sivri dilli olmasa da dilim, masaya yumruğunu indirecek güce hakim olduğumu gördüm.
Tüm bunlara rağmen öyle bir şeyi kendime dert
edinmişim ki “Allah yardımcım olsun”!
Çocukluğu
Bir şeyleri gidiyor
Dalıp gitmeleri
Boş bakmaları çoğalıyor
İçinde inceden bir sızı
Tam çenesi açılmışken
Yeryüzü, gökyüzü gibi hayatlarımız sevgili günlüğüm✍🏻
Seninle, benim hayatlarımız içiçe olduğu için ne demek istediğimi anlamışsındır.
Çoğu zaman cevap vermeni istiyorum, cevap veremeyeceğini bile bile bekliyor gibiyim, iş işte benim ki… Yazmadığım günlerde yokluğunu nasıl hissediyorum anlatamam. Kuru yalnızlığa gömülüyorum sanki ve sanki üzerime toprak atıyorlar, boğuluyor nefes alamıyorum yazamadığım günlerde.
Başka bir duygu bu… Tarifi mümkün olmayan duygu.
Helâl olsun bize, bir de sevgili günlüğüm✍🏻
Aynalara bakıyorum çokça aynalara
Ne göz rengim de emeğim var
Ne yüz şeklim
Ne de elmacık kemiklerim de
Gök gürledi İstanbul’da bu güzel pazar sabahında sevgili günlüğüm✍🏻
Önceden de gök gürlüyordu, ürkmediğimi sanırdım, korkmadığımı, tedirgin olmadığımı sanırdım bu sanrımda yanıldığımı yeni anladım.
Evlenmeden önce yanımdayken küçük kızım,
korktuğunu belli ederdi gök gürleyince. İçine küçülür gibi yapardı omuzlarını içeri çekerek, koşarak ona sarılırdım ve kızım evlendikten sonra gök gürleyince, başımı öne alıp omuzlarımı öne çekince anladım ki meğer bende korkuyor muşum gök gürültüsünden. Koşup sarılacak kızımı çok kez aradım evde ama artık kendi yuvasında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!