=====Hoş Mu Erim =====
=====HÖŞMERİM ======
allı gelin türkü söyler ince sesle
yârim geldi der askerden iline
tahta kaşığını alır güllü eliyle
tavada başlar lezzet demine
tereyağı ağır ağır eridi
unla hemhâl olup birleşti
derken süt ateşte dövüştü
sarmaş dolaş olup bal erişti
sarı lira rengi aldı nihayet
ateşte bitti bütün zahmet
lezzetiyle sofrada oldu ziyafet
gelin erine höşmerim pişirdi
İdris dağından aşan yiğit
ocağında buldu muhabbet
bir kaşık aldı yüzü güldü
hoş mu erim dedi gelin elbet
yiğit baktı güllü allı yârine
gönlü doldu aşk sevgiyle
hoştur yâr pek hoştur dedi
adı kaldı dilden dile höşmerim...
(Yeşildereli gönüllerden süzülen aşkın adı
yoklukta doğan sevda çoşan bereketin adı
HÖŞMERİM...)
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 21:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
(Hikaye rivayetlere dayalı kulaktan kulağa dolma benim yazmaya çalıştığım bir metindir hayal ürünüdür şahıslarla kurumlarla ilgisi yoktur.) Hoşmerim ,Höşmerim(Hoş Mu Erim) Ankara Elmadağ Yeşilderede yapılan bir tatlı türü ve hikayesi... Yeşildere’nin yüce İdris dağında dumanın hiç eksik olmadığı zamandı. Günlerden bir gün, eli bileği kuvvetli bir yiğit askerden ;yağan kardan, esen kıştan, aşılmaz yolları aşarak köyü olan dereşıha ,elleri kınalı yarinin ocağına dönesi oldu. Gel gör ki o vakitler ne tarlada bolluk vardı ne ekmek evinde taze yiyecek ile bal vardı. Genç gelin mutfağa vardı. Kilerde darlık gördü, lakin darlığa boyun eğmedi. “Erimin geldiği gün sofrada darlık olmaya, gönlünde darlık olmaya!” dedi. Sıvadı kollarını yemenisini bağladı başına, aldı bakraçdan süzülen sütü kaymağı sürdü. Aldı, altın sarısı buğdayın ununu elledi. Bakır tavayı harlı ocağın üzerine koydu. Tahta yağlı kaşığı eline alıp ağır ağır döndürdü. Un yağ ile sarıldı,sarmaş dolaştı kaymak ateşle dövüştü. Tavanın dibinden öyle bir koku yükseldi ki, dağdaki ceylanlar kokuyu aldı başını eğdi; selam durdu , gökteki kuş saygıyla kanadını çırptı. Derken kapı büyük bir gıcırtıyla açıldı . Yiğit eri eve bacalığa içeri girdi. Yorgundu. Alnı, karlı dağların ardından çöken akşam sisi gibi puslu bıyıkları kırarmış kaşlarından buzlar sarkmıştı Gelin, dualarla pişirdiği o adsız tatlı aşı sofraya getirdi. Yiğit kaşığı çaldı tasa, ağzına götürdü pamuk gibi dağılıyordu yediği ağzında. Gelin utandı. Yüzü al çintiye (fistan) döndü. Yüreği, ürkmüş bir geyik gibi hopladı. Bir adım öne çıktı ve edeple sordu: “Hoş mu, erim?” Yiğit yüzünü kaldırdı. Yârine baktı. Gülümsedi. Gönlü genişledi. “Hoştur güzel hatunum! Hem hoştur, hem tatlıdır helaldir. Gönlün gibi pek hoş gelmiştir!” çok dedi. İşte o vakit, rivayet odur ki, Dede Korkut’un sözü Yeşildere’nin idris dağının esen yellerine karıştı. Dedem korkut boy boyladı, soy soyladı ve bu tatlıya şöyle bir ad verelim dedi; “Adı Hoş Mu Erim olsun! Dilden dile, nesilden nesile sürülsün bereketli ve bol olsun. Un ile yağ kavruldukça ocağınızda misk kokusu gibi dağılsın obaya Cihanda sevgi eksilmesin. Ağzınızın tadı bozulmasın, Karlı dağlarınız dim dik dursun yıkılmasın. Ocağınız her daim tütsün” O günden sonra allı güllü gelinlerin yaptığı o tatlı, dilden dile dolaştı. “Hoş mu erim? ”hoşmerim,derken dilden dile hoşmuerim denile denile adı Hoşmerim, sonra Höşmerim oldu. Ülkemizde değişik bölgelerinde elbette ki bu tatlı yapılır Balıkesir'de değişik oluyor her yörede farklılıklar gösterir. Ama Yeşildere’nin ileri gelen yaşlıları der ki: “Evlat, höşmerimin sırrı ununda, yağında, kaymağında değildir ki yalnız. Onun sırrı gönüldedir ”kıvamı aşktadır vustatı sevdadır şerbeti berekettir iki gönlün birliğidir. Çünkü yokluk vardı az ama kıymetliydi her bir şey şükür dualı sevgiyle vardı. Emekde katıkta azdı ama bolluk bereket vardı. Bir tas çorba, bulgur pilavı,özel günlerde en fazla höşmerim tatlısı vardı ama içinde koca bir yürek yüreği eylemiş aşk yuva vardı . İşte bu yüzden höşmerim, yalnızca yenip biten bir tatlı yada aş azık değildir. O, bir gelinin sevdiği erini tezkeresini bekleyişidir. Bir yiğidin uzak yoldan ocağına dönüşü vuslatıdır. Bir kadının yokluk içinde “Ben yine de sevdiğime güzel bir sofra kurarım” 'Deyiş' söyleyişidir. Ve bir köyün, nesilden nesile taşıdığı hatıradır köklerinin izi örf adetinin şerbetli bir tatlısıdır. Bugün Yeşildere’de höşmerim kavururken, tavanın içinde bacanın başında yalnızca un kavrulmaz. Eskilerin sözü hatıraları, ninelerin güzel elleri ilahileri,anaların hayırlı duaları ve geçmişten bugüne uzanan türkülerde bir sevda da kavrulur. Onun için Yeşildere’nin yaşlıları şöyle der: “Höşmerim dediğin bir tatlı değil,evlatlar er ile yârinin yoklukta bulduğu sevdadır. Tatlısı bir lokmada yenir biter, namı kırk yıldan fazla gönülde kalır.” Ve tava ocakta kavruldukça, Yeşildere’nin yüce idris dağında aynı sözler yankılanır: “Hoş mu, erim?” “Hoştur yarim… Hem de gönlün kadar hoş!” Höşmerim...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!