Hırsız Kadir, meşhur Sabahat,
Yola düşmüş hac umuduyla,
Bayram kapısında helalleşmeye,
Ama kalplerinde gizli hesaplarla…
Kardeşin evinde hasta nefes,
Çocuğun gözünde kırgın bir ses:
“Dayı, neden haber vermedin,
Benim hakkıma girmedin mi böyle?”
Öfke kabarır Kadir’in elinde,
Adalet titrer evin içinde.
Anne ve oğul, haklarını haram eder,
Gökyüzü susar, yeryüzü kararır.
Semah döner kalpte bir yara,
Hac yolunda ağır bir vebal…
Helalleşmek isterken helal kaybolur,
İnsan kendi gölgesine yenik düşer.
Hırsız Kadir, adıyla sanıyla,
Helallik der, ama cebinde hile.
Meşhur Sabahat yanında,
Yol görünüyor hac diye…
Kardeş kapısına bayramda varır,
Ama gönlünde kin, dilinde kâr.
Hasta abla, hasta çocuk,
Onların gözünde ise kara bir yar.
“Dayı, hakkıma giriyorsun,” der çocuk,
Kadir’in öfkesi yumruk olur.
Ama hak, yumrukla değil,
Adaletle ölçülür.
Anne ve oğul, haklarını haram eder,
Kadir’in yüzü yere düşer.
Hac yolunda değil,
Hile yolunda tükenir.
Semah döner, ama onlar düşer,
Adları utançla anılır.
Helallik değil, haram taşır,
Kadir ve Sabahat, küçülür, kaybolur.
Annesi göçtü, ev sustu derin,
Altınlar gitmişti çoktan elinden.
Bir hafta önce çaldı gizlice,
Vicdanı karardı, düştü gölgelere.
Seneler geçti, miras bekledi,
Kardeşin hakkını zorla tüketti.
Adalet sustu, gözler yaşlandı,
Hırsız Kadir’in adı karalandı.
Altın değil, hak gaspıydı bu,
Kardeşin gözünde bir yara oldu.
Vicdanın yükü ağırdır taşta,
Kadir’in adı kaldı hep suçta.
Yıllar boyunca mirasa çöktü,
Kardeşin hakkını gasp edip söktü.
Ne huzur buldu, ne de bir sükûn,
Hırsız Kadir’in ömrü hep ziyan.
Kayıt Tarihi : 5.04.2026 10:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kütahya'da yaşanan gerçek ibretlik bir hikaye. Annesinin kanatları altında büyüyen bir evladın annesinin hakkını gasp etmesini ve annesi öldükten sonra da kardeşinin hakkını gasp etmesini konu alıyor




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!