Biber kadar yakıcı ve kindar karşımda duranlar
Sözünü yutanlar, sinsi hin planlar kuranlar
Benimle yaşlanan anılar, benden önce ölen hatıralar var
Kötülük bu dünyaya kök salmış, her köşe başında bir sırtlan var!
Unutmadım ağacın altında yükselen o dağların sesini
O işkence yapan gölgeleri, o karanlık gecenin nefesini
Ne yapsalar, ne etseler bil ki asla bağışlanmayacaklar
Küllerimden doğarken ben, adımı tarihe yazacaklar.
Güven, pamuk ipliğine bağlı bir domino taşı misali
Sarsıldı mı bir kere, darmadağın olur her bir fani.
Yüzüme gülen dostların cebinde hep bir bilenmiş bıçak,
Söyleyin, bu sahte tiyatroda daha ne kadar kaçış olacak?
Gözlerindeki o çiğ menfaat, sözlerindeki o zehirli bal,
Beni yıkmaya gücün yetmez, sen git de kendi haline yan!
Zamanın çarkı döner, sinsi hesaplar elbet yarıda kalır,
Kurdun sırtlandığı o ayaz, gün gelir alacağını zorla alır.
Bir Vuslat çığlık atıyor, yer gök sema feryat figan!
Ölüm kokuyor dağ taş, bedende ruhlar perişan!
Kalpte dinmeyen, sönmeyen, cayır cayır yanan bir nar var
Sende unuttuğum, sırtımdan yediğim tüm o yaralar var!
Ruhum Hicran denizinde boğulur, elimde keskin bir Zülfikar
Dilim Pâyidar kalır ama mihrapta hep bir intihar
Dildeki sözler zehirli, kelâmın ruhunu teslim etmişler
Aşkın sırrını bildiğini sanan o yılanlar arkamdan iş çevirmişler.
Her köşe başında bir mum ağlar, gökyüzü bu sırrı saklar
Beklemek yorgun düşürür sessizce, kalbim ortasından çatlar!
Uzaklarda titrek bir ay ışığı, bu gece hesap vakti sinsi sırtlana
Bu acıya karşı dimdik direnirim, bakmam arkamda bırakılana!
Çaresizlik sivri dişli bir fare gibi kemirirken içimi,
Ben sessizce izledim bu dünyanın en berbat biçimini.
Doğadaki solucan bile insandan daha dürüst, daha net,
Çünkü insanın olduğu her gölgede yeşerir illa bir ihanet.
Kelimelerim intihara meyilli, harflerim namluda mermi,
Söyle, senin o ucuza sattığın vefa bu büyük acıya değer mi?
Karanlık odalarda yaktığım o mumlar tek tek erirken,
Ben vazgeçtim bu dünyanın kirli, leş kokan şerrinden.
Kandırılmanın acısı derindir, sandığından ileri derece...
Yalanlar üzerine kurduğun o saray,
Başına yıkılacak bu gece.
Bir Vuslat çığlık atıyor, yer gök sema feryat figan!
Ölüm kokuyor dağ taş, bedende ruhlar perişan!
Kalpte dinmeyen, sönmeyen, cayır cayır yanan bir nar var
Sende unuttuğum, sırtımdan yediğim tüm o yaralar var!
Küllerimden yepyeni bir ses uyanır şimdi, duyuyorsun...
Geleceğe dair her söz yeniden yazılırken sen sadece susuyorsun.
Bu acıya karşı dimdik direndim ve sen bittin.
Adını kalbimden, hafızamdan... Sonsuza dek sildim!
Kayıt Tarihi : 27.05.2026 22:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!