Gecenin göğsüne ağır bir taş gibi çökerken o kadim ayaz,
Seninle çiçeklendi ruhumun altındaki bu yıkık enkaz.
Toprağın damarlarında kaynayan o sabırlı, o esmer reçine,
Çeker beni gözlerinde büyüyen o vahşi ormanın içine.
Susmanın o mermer taşından yontulmuş iki yalnız gövde,
Kendi kehanetini bulur tenin tene değdiği o ilkel alevde.
Aynaların sırrını kazıyan o kimsesiz, o dilsiz girdap,
İki ruhun birbirinde sığındığı o en gizli mihrap.
Bırak sahneler çürüsün, devrilsin zamanın o kof krallıkları,
Senin nefesinle yırtılır evrenin o sağır karanlıkları.
Ölüm sadece bir perdedir, iner dünyadaki o son sürgüne,
Biz seninle kök saldık geceyi yırtan o ölümsüz güne.
Bütün yıldızlar sönse de evrenin o buzdan boşluğunda,
Sonsuza dek yanacak bu ten, bu kadim aşk sarhoşluğunda.
Kayıt Tarihi : 27.07.2026 11:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!