Bir an gelir
ışık çekilir yavaşça gözlerden,
ve insan
kendi karanlığında kalır.
Bu karanlık
geceden değildir;
içinde biriktirdiği
görmezden gelişlerin
sessiz yığınlarındandır.
Sanırsın ki kapılar kapanır yavaş yavaş,
oysa hiç açılmamıştır;
sen sadece
açık sandığın bir yolda
oyalanmışsındır.
İşte o vakit durursun,
beklersin çaresizce,
çünkü artık
kaçacak hiçbir yerin yoktur.
İçinde bir defter açılır,
ne kâğıttır
ne de yazı;
ama her satırı
yaşamadığın doğruların
izleriyle doludur.
Unuttuğunu sandıkların
geri dönmez aslında,
çünkü hiç gitmemiştir;
sadece
sen bakmamayı seçmişsindir.
Bir ağırlık çöker içine,
dünyadan değil bu;
içinde biriktirdiğin
eksik kalmış insanlığın
sessiz yüküdür.
Ve anlarsın:
insan, en çok
yapmadıklarıyla ağırdır.
Bir terazi kurulur sonra
gözle görülmez,
elle tutulmaz;
ama en ince hakikati bile
şaşmadan tartar.
Orada ne mal konuşur
ne de söz;
orada yalnızca
kalbinin hakikati durur.
Ve bir soru yükselir içinden:
“Sen kim oldun?”
Ne sahip oldukların cevap verir buna
ne de kurduğun hayat;
çünkü o an
sadece amelin kadar varsındır.
İşte hesap budur
bir korku değil,
bir uyanıştır;
insanın kendine
ilk kez dürüst bakmasıdır.
Geç kaldığını sanırsın belki,
ama hakikat şunu söyler:
Fark ettiğin an
başlangıçtır.
Ve o karanlığın içinde
yavaşça doğar
en sade gerçek:
İnsan, kendini bildiği kadar vardır,
bilmediği kadar
hiçtir…
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 5.04.2026 18:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!