Kumruzen…
(en yeni aşkın ta kendisi…kendini yenileyen, sol yanımın güncel bakiresi)
Lanetin limanında koyu bir gölge
Muammanın ummanı görünüyor sanki
Her şey sürtünerek kılıfına gark ediyor
İhanetin kozları bedelin eline geçiyor
Başarılmış bir hesabın tutarı tutmuş oluyor
Herkes sevmek için yollarda büyüyor
Senin sesin duyulunca yüreğime, aşlar düşer içimin ambarına.Kıtmir bekler kimseler girmesin, kimseler duymasın diye yıllarca seni aşıyor,yaşıyor,saklıyor gibi özlemlerimin mağara kapısındaki beyaz güvercin gibisin, gagalarında beni taşıyorsun, gülümsesen,yaşasan, benli her şeyin düşecek gibi ürkek uçuyorsun.
Isıtır gülüşlerin içimin penguenleri allanır buzlu heveslerim, kalakalırım
bin bir sofranın lezzetinde.
Ellerimi yüzüme kapattığımda,kapanmış yaralarım arlanıyorsa,yanağıma dayadığımda hep seni düşünüyorsam, senin için nefes alıp, havaya his,tuşlara hep adını yazmak istiyorsam, rengarenk bir tutku gülüne yürümek istiyorsam, kim beni senden alabilir,kim söyler misin?
Aşk açılımın son aynası.. Sense aynamda görünmemek, içime yansımamak için direndikçe alışmalarımız iter bizi sonsuzluğa, onsuzluğu büyütür büyülendiğimiz anlarımızda.
kabullenişin boşluğuna düşüyordu hoşluğun
çiçekçi aşkların bıraktığı kokunun kanunuyum
son alışımlarında sonlarımı okuyor aşk yüzüm
kırılmış aşkların dalına asılmış aslı’nın aşk yüzüsün
bir benlik bulmacasında seni çözüyor vicdanım
bir senlik bilmecesinde seni soruyor vebalim
-Körköstebek bir ruhu deşiyorum sana varmak için.Varmanın vanasını açmışsın, aşılmışlığın berraklarına atıl bir susuş kurmuşsun.
Şimdi harlı kafiyelerin şiirimi yakarken, bu yaşayış ve özleyiş şiirine başlık aramak kolay mı sandın.
-Esrik nefsin oltasına takılmamaya çalışan bir balık olsam da yeminliyim aşkının yeminden yemeye.Oltaya gerek yok
Bir kez bak ,bir kez sarıl, bir kez öp, bir kez gel yeter Mislina.
Kitapsızın Aşkı
Hayrettin Taylan
Sevmek henüz suyun mihengine rast olmadan restine şükreyle
Lal bir Mecnun’un seslendirdiği şarkı gibi sessizliğinin sesli dünyasını dinliyorum. Dilsiz senfonin sızılarında eriyor aşk dilim.Dil ile dili mecruh arasında senle buluşan ruhumun sızılı sözler bestesiyim.
-Helalime lal olmalı hilal yüzün, aşk dünyan.
Kör birine çizdirdiğin haritanın şule kentisin. Seni görmeden sevda başkenti yapan ruhsal bilimciyim. Yüreğin kadar yürek şehrim var.
Alevlerin gönül caddemde . Yanan bir şehrin İbrahim’iyim.Ateşin gül gibi, gülün ateş gibi.
Bir harita üzerinde çizilmiş hatıralarınla büyüleniyorum sana. Uyanışım senli düşlerden rüyalara teslim.Bir yakaza halindeyim.
Gerçekten daha bir gerçek aşktın. İmkansızlığın dalıydın, umutlarım, sevgim, tutkum, nefsim, egolarım, içimdeki çocuğun masalı eli bu dalına tutunup geldi.
-Gerçekten varmışsın. Varılmazlığına kafiye olduğum sırlarımı ilikledim.Yamalanmasın diye yüreğimin üstüne bütün bağlaçları bağladım.
-Keşkeleri çok olanın yaşantısı keşkek olmaz.
An’dan m’anaya giden özün yolculuğunda, yol ile solum arasında bağdaş kurmuş özlemler var.
erimiş yıldızların gecesinde hecelendim
pare pare bölündü hüzün hanem
yaşanılmayanların hücresinde sensizliğin güneşinden mahrumken
sisler umutların doğmadığı hislerin ötelerine attılar
anı patların anılmadığı an be anlardayım
ruhumda yıkılan kulelerin hüsranına Kaflaşıyor kafam
Sezen Aksu ile Aşkın Tera_pi hali-9
“ben başka yastıktayım
sen ele kuşak çözdün
ne ben mahremim ne sen
kavlimizi sen bozdun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!