Biliiyormusun hayat bana çok şey öğretti.
Herkesi kendim gibi bilirken,çelme atanların en yakınlarından geldiğini...
En güzel yıllarını gülüp geçerken,hayatında ayağını kaydırmak isteyenlerin çok olduğunu öğretti..
Tam güvenmişken birilerine,güveninin alt üst olabileceğini.Güneşin kara bulutlarla kaplanacağını öğretti.Neşesi cıvıl cıvılken çocuklarının,yıllar sonra çığlıklarını duyacağını,feryatlarının olabileceğini öğretti..
Hayat bana çok şey öğretti,İyi veya kötü kimseye güvenmemen gerektiğini.Bir o kadar da mutsuzluğun olabileceğini.Umudun tükenmemesini yoksa yok olup gideceğini öğretti...Hayat bana çok şey öğretti..Dünün dünde yarınında yarında olduğunu.Olması gerekenin bugünde saklı olduğunu öğretti..Ağlarken gülmenin,gülerken ağlamanın ne demek olduğunu öğretti...İsyan ederken susmayı.Gözyaşını içine akıtmayı,yanlızken ağlamayı öğretti...Hayat bana hayatın ne olduğunu öğretti.........
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta