Soğuk günleri yaşıyoruz, nede olsa geldi kış
Sakın kümesteki tavuklara, hiç deme kış kış
Gönlümüzün sıcaklığına tesir etmez, kara kış
Yüce Rabbimize ne güzeldir, içten gelen yakarış
Bu kış mevsiminde, evi olmayanların hali nicedir
Evi olup da, hiç yakacağı olmayanların hali nedir?
..
Bende bu sevgi varken sende bu kaçış niye
Bak işte hasta oldum sen hastalandın diye
Mademki ancak böyle, uzak görüşeceğiz
Bu sitemi kabul et benden sana hediye
..
Yüzünüzü bir yerde görmüş gibiyim acep gül mü desem,
Gözlerinizi tanır gibiyim yağmur tanesi mi desem,
Bir resim ile nasıl hasta olur gönül,
Ah bir anlaya bilsem,
Siz kimsiniz, nerdensiniz,
Keşeke fırsat olsa da kendmi anlatabilsem.
..
Sevgim var belki bu kısacık hayatta
Hasta bir kalbin sağlam yarısında son bulur bu son ayrıkta.
Belkide değeri bilinmez vuslatların bu ayrılıklar olmasa.
Eğer sevgim ulaşırsa Veralara,
İşte bu olsa gerek gerçek sevda....
..
Güzel gözlerinden süzülen yaş,
Doyumsuz ellerinden alınan can olmak vardı şimdi.
Akşam oldu kalbimde sensiz sabahımda.
Sevgine tutkun olan bedenim,
..
Sabah erken kalkar, durağa koşar,
İşe gitmek için, bizim Neslican,
Aldığı ücretle, kıt kımırt yaşar,
Varoş çieğidir bizim Neslican.
Yatalak annesi, yoluna bakar,
İşten çıkar, eve koşar Neslican.
..
gün hiç doğmasaydı da sen hasta olmasaydın
yaşam sana doğarken ben bir başıma kalsaydım
omuzlarımda tüter başı sonu belli bir dünya
ezilseydim, üzülseydim biraz daha sabredip dün
sen böyle olmasaydın da ben hiç olmasaydım
..
Yaratığın alemin, seyrine bak
Her şey, nizam içinde ve hak
Fakir hularının, kısmetini aç
Her şeye kadirsin, EY YÜCE RÂBBİM
Yoldan sapana, göster doğru yol
Muhtaç kuluna, biraz sabır,biraz pul
..
Hiç şaşırmadım kalbiniz bu yükü kaldıramıyor dediğinde doktorum,
Başıma gelenlerin hepsinin sorumlusudur bu kalp, ne çektimse yüreğimden çektim.
Zamansız oldu her şeyim,erken sevdim,erken ve zamansız oldu her şeyim benim,
Çok sevdim yürekli sevdim,yüreğim dayanmadı,o şimdi ağır hasta..
Ben farkındayım da, oradan bakınca da görünüyormuş.
………..
2003
..
Hasta:
Bir sebeptir hastaneye düştü yolum
Girişimi yapta gidim gurban olum
Millet sıraya girmiş kuyruk yoğun
Ne olur yardım et acıyor solum
Personel:
..
Yine gece oldu ve yine yoksun yanımda ama biliyorum sen yine oradasın
Biliyorum, çünkü benim için atıyor o kalbin; hani birbirimize söz vermiştik ya hatırlıyor musun?
-“Sevdiğim nerde olursak olalım asla unutmayacağız birbirimizi çünkü kalbimiz hep ikimiz için atacak.” diye
İşte oradan biliyorum sevdiğim.
Dışarıda hava yine çok soğuk umarım üşümüyosundur sen orda?
Kalın giyin tamam mı?
Üstünü de sıkı ört çünkü sen hasta olursan bende hasta olurum
..
Düşündüm de; Şunca yıldır yaşadığım şu yalan dünya az kahrımı çekmedi. Ondan ayrılmadan önce, yani henüz vakit varken, elim ayağım tutarken, tabii gözüm görüyor, aklım eriyorken bir veda mektubu yazmalıyım. Tüm insanlar gibi geçip giderken, bir virgül kadar da olsa ona teşekkür babında cümleler bırakmalıyım.
Ben, bir Temmuz ayının 22 sinde akşama ramak kala açmışım gözümü dünyaya. Annemle babam yemek yerken öğle vakti; anneciğim içini çekerek babama:
____Görüyor musun? Ekin biçiyorlar. Kışa hazırlık, erzak edecekler, sıcak umurlarında bile değil. Bu bizim dördüncü çocuğumuz. Tarla yok, bağ bahçe yok. Bu dar gelirimizle şu bozkırda; bu çocuklara nasıl aş, iş, eş bulacağız bilmiyorum.
_____ Allah kerimdir. Demiş babam.
Ve yıllar yılları kovalamış, üstüne üstlük birde hasta olmuş babam. İ şten çıkmış. Ne yapsın annem, kalkıp Samsun’a babasının yanına göçmüş. Tamı tamına beş çocuk ve hasta bir adam. Annem rahmetli işe girmiş. Derken babam da biraz toparlanmış, yine o vazgeçemediği bir türlü de onamadığı bakkallığına dönmüş.
Harıl gürül,var yok derken büyümüşüz işt.
Hepimiz okuduk sonunda çok şükür. Biraz benim ki zor oldu; önden üç kişi okurken dördüncüye yetmiyor. Neyse ki; Benim aklım, zekâm işe yaradı hayatımın yedi yılını yatılı geçirdim. Okuldan okula koştum. Ara mara yok. Doktor olacaktım ama öğretmen oldum. Bilirsin yalan dünya? Bizim branş ta: Biyoloji, kimya, fizik tabii en çok da insan ruhundan anlamak yatar.
..
İlk depremin acısı daha tazecikken ikincisiyle sarsıldı Van. Analar, babalar çocuklarını, çocuklar analarını, babalarını, kardeşlerini yitirdiler. Tüm bunların acısı yetmiyormuş gibi ardından soğukla yüzleştiler. Yaşamak için mücadele artık doğaya direnmekten geçiyordu. Ne bir çadır var ne de uzanan bir yardım eli. Devlet hem var hiç yok. Çırpınışlar nafile. Karın soğu dövüyor tertemiz yürekli çocukların bedenlerini. Çocuklar aç, çocuklar hasta. Üşümekteyken soğuk çadırlara bir ateş düştü. Isıtmadı bu ateş, yaktı, kül eyledi, savurdu küçücük bedenleri. Isıtmadı bu ateş bizleri, ısıtmadı Van’lı çocukları. 3 çocuğumuzu ısıtamadık ama yaktık. Ah! Van. Yeter mi sana bunca acı? Yeter mi sana bunca can? Yetmedi.
Aldı aramızdan Öznur’u. Soğuk, ishal, yetersiz beslenme. Altı yaşında bir çocuktu Öznur. Narin bedeni dayanamadı soğuğa ve açlığa. Mutlu ol çocuk gittiğin yerde hiç üşümeyeceksin. Devlet hem var ama hiç yok...
..
Her güzel görünen bir heves gibi,
Kalbime girip de şöyle bir gezer.
Hasta dudağında son nefes gibi,
Tıkanır içimde göğsümü ezer.
Mart 1994
..
Gece seni rüyamda gördüm elinde çiçeklerle
Sonra uçtun bilinmez diyarlara el sallayarak
Uyandığımda anladım sana uzak olduğumu
Ciğerimi yırtarcasına öksürürken
..
Şimdiler de yazın son meyveleri toplanıyor buralardan.Kalmadı hiçbir şey artık.Sarardı her yer.Sokaklar ıssızlaşıyor gene.Bu köklerini yıllara sarmış koca çınar gene soğuk bir kışa daha hazırlanıyor.Babaannem bu kış daha hasta.Zaman zaman artık onu kaybedeceğim günlerin yaklaştığını düşünüyorum.O zaman korkuyorum.Korku böyle bir şey miş diyorum kendime o vakit.Boşluk, yalnızlık.Hasatları bıraktık bu sene hep bahçede.Zaten geçen sene de bir şey vermemişlerdi.Ben işlediğim birkaç parça örtüyü satarak, ev işlerine giderek geçirdim bu yazı.Kuru yaz.Eğlencesiz.Sen varken bir başka mıydı buralar yoksa bana mı öyle gelirdi bilmiyorum.Yazın insanın elleri çatlar mı kıştaymış gibi.Soğuk kuru bir yazdı işte benim için.Hacer Teyzem hep seni sordu.Selam söyledim, selam söylediler.Ne zaman katmer yapsalar beni de çağırdılar.Bazen indim aşağıya.Boş ne yediğimi bildim ne içtiğimi.Sen çok severdin akşam üstü buz gibi ayranı ve katmeri.Sonra o kadar büyük olmamıza rağmen oyunlar oynardık.Emine sana hayrandı.Sanırım hala da öyle.Zaman zaman soruyor seni bana.Kelimeler düğüm düğüm oluyor boğazımda.İyi diyorum.Selamları var bütün köye.
Sana, yukarı köye,Ahmet’e, Hacer Teyze’ye ne biliyim işte sen gittin gideli seni bana soran herkese selamları var diyorum işte.Şimdi durup durup seni neden bana soruyorlar diye bazen kızıyorum.Bana ne.Gittiysen gittin.Sen giderken bana sordun mu ki, ayrıca ben senle görüşmek zorunda mıyım.Çarşıya iniyorum zaman zaman.İçimden selam vermek bile geçmiyor kimseye.Şu an gibi konuşacak halim olmuyor yani anlayacağın.Şimdi oturup bu yazdığım satırları yeniden okuyorum.
Hatta daha önce yazdıklarımı da.Sana her vakit yazdım.Sonra sakladım bu küçük kutuda.Hayatta sakladığım aşkım gibi bu mektupları da saklıyorum.Göndermiyorum.Hayatlarımız değişti artık.Seninle konuştuğumuz gibi değil artık hiçbir şey.O değişimi görmemek içinde göndermiyorum sana.Cevap gelmezse daha sonraki günler üzer beni diye…
Nisan 2005
..
Şarkılar söylenmeli kalbimde senin için,
Ellerin her şarkıda ellerimde olmalı.
Hasta kalbim yanmalı,uzak özlemin için,
Varsa gözlerinde yaş,benim için olmalı
Anılar senin için yaşanmalı yeniden,
Rüyalarım seninle özleminle dolmalı.
..
Ve hayat bize yeniden öğretiyor…
Barutu, dinamit zannetmemeyi,
Hasta olunmayacak kadar ıslanmayı yağmurda,
Ve vazgeçmemeyi tutkularından,
Birkaç gece mutlu uyumak uğruna…
..
Damarlarımdaki her bir damla kan muhtaç gülüşündeki tatlı masumiyete. Ruhum seni özlüyor. Benliğim varlığından yoksun. Sesini anımsayamasam da kokun henüz dün gibi aklımda. Kalbim gidişini kabullenmekten aciz, aklım yokluğunla sınanıyor. Mecalim kalmasa da dönüşünü beklemeye, umudum hiçbir zaman tükenmiyor. Güneşin her doğuşunda ayrı bir umut dalgası alıyor yüreğimi, ve bedenim belki özler de dönersin diye, hergün ayrı dinçleşiyor. Her yağmur damlasında ayrı endişeleniyorum sana bir şey olacak diye. Bilirim ki çabuk hasta olursun. Sana bir şey olmasın diye Tanrı’nın kapısını çalıyorum defalarca, ne kadar duyduğunu bilmesem de tüm içtenliğimle sürdürüyorum dualarımı. Günlerim seni özlemek, seni sevmek, seni düşünmek ve seni beklemekle geçiyor. Aldığım her nefeste sen soluyor, verdiğim her nefeste biraz ben üflüyorum. Her geçen gün biraz daha sen oluyor, her geçen gün biraz daha ben kaybediyorum. Kayıplarım ağır, yakarışlarım sessiz. Gözlerim odamın rutubetten rengi değişen dört duvarı arasında geziniyor, her kapanışında gözlerinle buluşuyor. Seni bana unutturmaya çalışan zamanın şeytanlarına direniyorum vargücümle. Uyuyamıyor değilim, uyuyorum çünkü seninle olabildiğim tek yere uykumda erişebiliyorum ancak. Seni sensiz yaşadığım her anın acısını çıkardığım hayallerimle süslüyorum rüyalarımı. Güneşin ilk ışıklarıyla uyanıyor, belki dönmeye karar verirsin diye önce bahçemi sonra evimi temizliyor, en son kendime çeki düzen veriyorum. Ay güneşin ışığını alıp pencereme yansıtmaya başladığında umutlarım tükenmeye başlıyor ağır ağır. Umutsuzluk buhranı sarıyor yüreğimi çepeçevre. Gece dışarı çıkmaya korktuğunu bildiğimden; güneş tüm hakimiyetini kaybetmeye başladığı vakit kapatıyorum kapılarımı ve derin sessizliğe gömülüyorum her gece olduğu gibi. Dönmeyeceğini bilse de aklım, yüreğim onu anlamayı reddediyor. Seni anlatmak için tekrar Tanrı’nın kapısını çaldıktan sonra tüm gün yolunu gözlemekten yorulmuş bedenim karanlık bir ebediyete gömülüyor usul usul. Gözlerimi kapatıyorum; sen ve ben. İkimiz.. Birlikte.. Yüreklerimiz bir, ellerimiz bir, sözlerimiz bir. Gözlerimizde en ufak endişe belirtisi yok. Yürüyoruz hayallerimizde var ettiğimiz, yalnız ikimizin olduğu bir sonsuzluğa..
..
Merhaba herkese,
Bugün nasılsınız? hmm anlıyorum evet.kiminiz mutlu kiminiz umutlu kiminiz heyecanlı kiminiz umutsuz kimimiz mutsuz…görüyorsunuz hayatın binbir türlü hali var..bugün mutlu olanlar dün mutlumuydunuz ya da ondn önceki gün.bugün mutsuz olanlar dün mutsuzmuydunuz ya da ondn önceki günler..umutsuz olanlar dün umutsuzdunuz peki yarınlarında umutsuz oldugunu nerden biliyorsunuz..herzaman umutlu olanlar mutsuzken bile gülebilenler çaresizken bile umudunu yitirmeyenler çok dogru yapıyorsunuz herkes keşke sizin gibi olsa…hak veriyorum aslında pes edenlere..yorulup bırakıyorsun artık kendini..hasta olmasanda bi yerlerin agrıyor mutlaka nedensizce..hiçbirşey olmasada o gün geçmişin verdigi eskdie kalmıs yaralarımız mutsuz kılıyor bizi..ya da her şey çok güzel giderken hayatın alt üst oluyor bigün ne yapacgını bilemiyorsun yıgılıp kalıyorsun işte hayatın darbeleri..bazende en umutsuz en mutsuz anınızda bi mucize gibi bir şey yaşanıyor ve sizi mutlu etmeye yetiyor..buda hayatın acılarının arasında kattıgı mutluluk bize..arada acıyor galiba hayat bizlere..hayat hiçbir zaman bitmiş degildir beklide her yaptıgın yanlıştan sonra yeniden dogruya başlamaktır hayat,yaptıgın yanlışı birdaha yapmamak ve izini ömür boyu tasımaktır hayat..hayat sana her zaman yeni bi şans vermeyebilir genellikle vermezde zaten..o bi keredir bir kere olur yaşanır ve biter yaptıgın hatayı pişmanlıgı geriye dönüp düzeltemezsin en acı yanıda bu olsa gerek..sadece tek bir çaren vardır bir daha aynı tuzaga düşmemek..hayatı anca düşüp kalkarak ögrenebilirz herhalde..yoksa başka türlü tanıyamayız onu..en iyi insan bile olsan çok fazla iyilikte yapsan mutlaka bir darbe sanada gelecekki sende şimdi yapmasanda ilerde yanlşılar yapma diye bi önlem alır hayat sana karşı..dünyadan bir insan daha eksilmesin diye beklide bu darbeler tabi kurunun yanında yaşta yanıyo iyi insalrda bu darbelerden nasibini alıyor.
Ne olursa olsun yıkılma korkma ayakta dur koşma emin adımlarla sadece hızlı yürü düşün ama karar ver ama dogru ver düş ama kalkta..sev ama acıtma..ağla ama umudunu yitirme..inan başar çalış yeterki pes etme…işte belki ozaman hayata karşı bir sıfır galip gelirsin.! ! ! !
..



