Bir sabah yol alsam diyorum,
Adsız limanlara.
Ayrı ayrı selamlasam insanları
Umut olsam sokak satıcılarına.
Üç beş mal alsam,
Pahallı da olsa,
Kaybolup giderken ıssız vadide,
Aklıma aşkın izi takıldı.
Boşluğun kalbimde çukur açarken,
Aklıma sevginin seli takıldı.
Güneşin altında gölge ararken,
Aklıma selvinin boyu takıldı.
Durmadan yağmur yağıyordu,
Rüzgara dökülen saçlarımıza.
Islanan saçlarımız değil,
Gözyaşlarımızdı sanki.
Anılara saplanmıştı yüreğimiz.
Tenin renginde arama beni,
Hoşgörü elinde sevgiyim ben.
kendi dilin ile bağlama beni,
Başka bir dilde ölüyüm ben.
Değme inancın kutsal teline,
Bırakıp giderken beni,
Seni hissettiğim kadar,
Sen de hissettin beni,
Biliyorum...
Sen de güneşsiz kaldın,
Üşüdün,
Aşkı yaşasak,
Dostlar sofrasında.
Ekmeğimiz umut,
Soframızda sözcük,
Bandırarak yesek...
Sanal da olsa bir mekanda,
Bir aşkın çıkmazıydı,
Ayak uçlarımın boşluğundaki yaşam.
Uzun bir yolculuğun,
Son durağında...
Yalnızlığımdı,içimi yakan.
Yeşil yaprağa hasret kalmıştı sonbahar
Sesini her duyduğumda
Islanır gözlerim
Ayrılık kokar sokaklar
yalnız yürümeye korkarım
yokluğun çocuksu şiirler gibi
Oyuna davet ediyor sanki
Şimdi, sahilde denize atılan taşların,
Dalgalanmalarını seyrediyorum,
Tıpkı mavi gözlerini seyreder gibi...
Gagasında irice bir sevincin,
Mutluluğunu taşıyordu martı.
Telaşsız,sakin akıyordu hayat.
Onlar, baharın çocukları,
Gözleri güneş,Kalpleri sevgi dolu
Ölümsüz ayak izlerinde,
Yıldızlara düşen ilk nüvelerdi...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!