değmesin dudağın dudağıma
ellerin elime
tenin tenime
tüm dünyayı yenebilirim
o cennet kokulu
gözün gözümdeyken
Bugün yine benimleydin
Haberin yoktu ama
Tüm gece yürüdük upuzun bir yolda
Önce denize baktık
Sonra gökyüzünü seyrettik
3 defa gök gürüldedi yokluğunda
çocuğum,
gözlerinde gördüğüm o parıltı
sirius'da bile yok
aklında düşünceler silsilesi
bir sığınaksa
duygulardan ıraksa
Neredesin kaç yıl ötede ben bir şey bilemem
Gör demediğin sürece ben seni göremem
Sen konuşmadan benimle kimseyi de dinlemem
Gel demediğin sürece sana da gelemem
Prangalar takardılar hükümlü kirpiklerime
artık ya kadehler şerefe
ya eller duaya
birer birer kalkacak
işaret parmakları semaya
“dünya beş”in eline baksa da
La ilahe İlallah nidaları yankılanacak
gözlerindeki ışığı göstermek isterdim
gökyüzünden evvel
gülüşünün sıcaklığını göstermek isterdim
güneşten evvel
Parçalanmış bedenler, kanayan yaralar
ve akan yaşları görüyor gözlerim
Korkak yürekler, umursamaz vicdanlar
ve münafık suretler görüyor gözlerim
Binlerce cihad, onbinlerce mücahit
Bembeyaz aklar düşmüş sakallarına
Acılar inmiş çizgi çizgi şakaklarına
Şairler seni söyler sazın telinde
Nasıl böyle harap oldun Kureyş ilinde.
Prangalar takarlar Habeşli Bilal’ime
yine bir gece
dilimin bağının çözülmesine ramak kala,
infilak etti zihnimdeki düşünceler
ruhi sancılar yayılmaya başladı atardamarlarıma
beni sanki hiç bırakmayacakmışcasına sıkan
bu caninin adı da ne?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!