Yıkım kaçınılmaz ise,
Öyle basit ölmemeliyim.
Paramparça olmalıyım mesela.
Ve karışmalı her bir zerrem toprağa.
Ani olmamalı ayrılık.
Erkeğin hiçliğini vuruyordu zaman;
Kadına kurulmuş bir saatte.
Ve kavuştuğunda kolları saatin,
Oracıkta ölürdü işte adam...
Ah kadın bir gülümsemese.....
Kanyak da yapıyor onun yaptığını.
İçimi ısıtıyor,
Aklımı bulandırıyor,
Ve alıp gidiyor benden olanı.
Ama çok düştü fiyatlar gidişiyle.
Artık kanyak daha pahalı.
Gramofonda savrulan bir plaksa Ankara,
Yivlerindeki çiziktir bozkır kokusu.
Ve otobüs duraklarındaki
Çatık çehreli memurların tekelindedir;
Mutluluktan tasarruf konusu.
Oğlum Deniz !
Soğuğu tunca kesmiş,
Hüzün kavruğu koyaklarda
Münferit insanoğluyduk;
Bozlağın avazını notalarda boğduk.
İptidai sancılar sürgün verirken
Ahmed Arif'in sesiydi
Karadeniz'in armağanı karaya.
Karanfil koktu hep cigaralar,
Hüzün düşüverdi aya.
Soğuk gri bir çukur gözümde,
Sanki;
Doğu ayazında okula gitmemiş gibi;
Tüm varoluş sancılarım.
Haysiyetimi sorgulatan;
Bir delik çorap değilmiş gibi
Terlikten fırlamış başparmağı morartan.
Yeryüzünün en şanslı çocukları sayardık kendimizi.
Yeşilin ne olduğunu bildiğimiz,
Ve çıplak ayakla toprağa basabildiğimiz için.
Her ne kadar;
Yeni alınmış lastik ayakkabılar en büyük lüksümüzmüş gibi görünse de;
Biz aslında,
Sisteki manzaradan çıkıp gelecekti,
Ulysses'in bakışları.
Öyle anlaşmıştık
Karaindrou işgal etmeden hemen önce kulaklarımı.
Çok oldu.
Sanıyor musun ki kanıma dokunuyor,
Sirozdan ölmüş olması Tanju Okanın.
Bil ki,
Ben hala bildiğimi okuyorum.
Hala son kadehimi,
Sana kaldırıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!