HAKİKAT FERMANI
Uğultulu bir sessizlik çöker dağlara,
Yıldırım şavkını vurur bağlara,
Gök yüzü bürünür kara ağlara,
Kopacak tufanı sen o zaman gör.
Gök çatlar da derya tersine akar,
Hainin nifakı özünü yakar,
Gafil olan her gün dünyaya bakar,
Cahili ehili sen o zaman gör.
Zulmün sarayları yerle bir olsa,
Mazlumun gözyaşı deryaya dolsa,
Şu fani bedenin sararıp solsa,
Güzeli çirkini sen o zaman gör.
Sessiz feryatlarım dağları deler,
Yazgım bu başımı dertle de eler,
Hakk’ın katında kurulur eller,
Fırtına boranı sen o zaman gör.
Arsızın sofrası haramla dolsa,
İki yüzlü olan sararıp solsa,
Dünya dedikleri bir düş olsa,
Yalanı gerçeği sen o zaman gör.
Kurt kuzuya binip hüküm sürerse,
Alçak gelip yiğit bağrın yarerse,
Kötü olan sefasını sürerse,
Aşağıyı yüceyi sen o zaman gör.
Gönül aynasına paslar çökerse,
Kul olan boynunu kula bükerse,
Ölüm meleği canı tenden çekerse,
Vadesi dolanı sen o zaman gör.
Köprü üstünde yollar daralır,
Karanlık çöker de güneş kararır,
Herkes ektiğini bir bir dererse,
Hasadı harmanı sen o zaman gör.
Kibir kalesini yıktım yer ile,
Yoğruldum çileyle, piştim nâr ile,
Kavuştum sonunda o gizli yâr ile,
Dervişi sultanı sen o zaman gör.
Çile tezgâhında bitti bu emek,
Haramdır bizlere kibirle yemek,
Nasip olur ise "Ben Hakk'ım" demek,
Kalemsiz Şair’i sen o zaman gör.
Kayıt Tarihi : 23.03.2026 22:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!