üçyüz altmışbeş günü versem sana,
dünyanın tüm çiçeklerini dersem sana,
yakut,zümrüt ve elmas işlesem başına
,saçlarında ak bir telin esmerleşir mi öğretmenim?
Çıplak ayaklı bir çocuğun bastığı toprakta üşüdün.
evrene saçılan ışıklar
milimetrik raylarında
yolsuz gidiyor
görünenin ardı
duyulanın yanıbaşı
dokunamadğım
çöllerden kutuplara
asi bakışlarında dönence
aşmaz çizgi arasında
kalp atışların dönmesende
yediveren haki toprakta
bugün dilenciler geçti;
gönül çeşmemden
hepsi Allah rızası için,
bir yudum istedi sevgimden
suzuzdum sustum.
Uzaklarına kanat çırpsam,
saçların düğüm boynuma
bakışların kuytularında kalsam,
yokluğun karışır karanlığıma.
Donan ay avuçlarından kaysa,
gece oldu,yine içimdeki çocuk ağlamaklı,
günün ışıkları dağları aştı.
duygu atmosferi sisler gölüne daldı;
çöktü içime ıssızlığının aynası....
.h.y...ayna ayna söyle bana.....
hangimiz gerçek neremizde yansıma
gri dağlardan yükselir ay,
virane pencemden girerde,
diğer yüzünde saklı berkay
ay ölür leke leke aklım çürür.
kambur meyhane son deminde
kurtların ulumasında karaca
alaca ve zindan baş ucumda.
korkular cirit atıyor içimde
sankileri besliyor vahşice
boynumu büküp söz verdiğim.
kuşlar uçuyor cıvıl cıvıl
yapraklar arasında tırtıl
kurtlar uluyor karaca
gün başladı alaca
çiğ tanesi doku
kimler geldi;
kimler geçti.
bir tek senin yerin değişmedi.
acı,hüzün ve gözyaşın
emanetindir.
korumak içndir yanışım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!