sen gittin, ben bittim,
gidişin yokluğun oldu kaldırımlarda,
sesin çınladı son kez kulaklarımda,
adımlarım daraldı sensiz sokaklarda,
göremez oldu gözlerim,
çıkar mı acaba dünkü gibi sesim,
Ne olduğunu bilmediğim karanlıklar,
Büyüyordu gözlerimde birer birer.
Gönlümün eseri rüzgarlara kapılmış,
Gidiyordum...
Elimde senden kalan tek oyuncağım,
Yıldırımlar düşer bu şehre sen uyurken.
Ve ben gönlümü yanıma almış,
Giderim buralardan.
Sana söyleyeceğim bu son sözlerim.
Belki hissedeceksin ama duyamayacaksın.
Senin için yaşadım,
Sanki ışıklı bir oyun,
Gökyüzünün çocukları sanki,
yüzümü çevirsem dolacak gözlerime,
İnce ince bir kar yağıyor üzerime...
Çocuk bakışların sanki,
Ne geceler gördüm,
Sabahlara davetli.
Ne sabahlar gördüm,
Akşamlar meyilli.
Yıldızlara baktım şarkılar söylendi,
Ağla,
Ağlarsan anlarsın dünyanın ne kadar ucuz,
gözlerindeki nemin ne kadar değerli olduğunu...
Ağla,
ağla ki;
Sesin karışsın engin dağlara.
Ayrılık saati geldi be gülüm.
Ne bu hasret biter, ne de bu zulüm.
Korkmam artık neylesin beni ölüm.
Ayrılık saati geldi, git gecikme be gülüm...
Zaman geldi, geçiyor ölüm.
Herşey için çok geç artık.
Solan yaprakları toplamak bile.
Seher yeli esiyor penceremde.
Biliyorum çok geç artık! ...
Renkleriyle hayat geçti, bitti.
Son kez gülümsemişim meğer,
Ve ilk gözyaşları ardından.
Unutmayı bilmiş, umudunu yitirmemiş,
Feryad-ı Figan etmişim...
Yalanmış verdiğim onca değer,
Burası garaj yolu,
Bir araba gelir, biri gider.
Her geçen bilirim ki,
Vergi dairesinin önünden döner.
Garaj yolu dememişler boşuna.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!