Karanlığın Gümüş Renkli Çocukları
Karanlığın gümüş renkli çocukları,
Size sesleniyorum;
Yılmadan, usanmadan bıkmadan,
Kimine açılır kapı kulak verince sese
Kimi bin yıl beklese alamaz bir netice
Bu fani yolculukta karlı çıkmak istersen
Yükünü hafif eyle amelin samimice
Kar Yağınca
Kar yağıyor saçlarıma,
Rüzgara selam söyleyin.
Bahar gelir kırlarıma
Arıya selam söyleyin.
Kavanoz
Tanyeri ağarırken ötüyor bizim horoz.
Ay ışığı vurunca oluşuyor yakamoz.
Sensiz sabahlar soğuk, sensiz sabahlar uzak,
Olmayınca dolmuyor sevgi kasem kavanoz.
Kavgamız
Biraz ekmek biraz soğan
Biraz ondan biraz bundan
Ecel gelmediyse dayan
Yaşamak uğruna kavgamız
Kelebekler konuyor kalbimde derin yara
Veda edip gidişin hiç olmamış bir hata
Daha kaç bahar sensiz geçerken böyle hava
Her nefeste şiirde hasretin bulunuyor
Bir baharda girmiştin gönül kapımı açıp
Kadınlar
Biraz korkak biraz hırçın,
Doymak bilmez ah kadınlar.
Sevdiğinde yürek yangın,
Bir fırtına şu kadınlar.
Kalem
Kalem elde can buldu.
Damarlardan haykıran seda,
Kağıda dökülünce can bukdu.
Sonsuzluk özlemiyle yanan yüreğim.
Sonsuzluğa açılan bu neşemiz
Sürmeli her daim
Kovalarken peşimize takılan zaman
Kucaklıyor etrafımızı dört yanım zindan
Esarete kapalı ruhum
Kırıyor kelepçeleri
Gece örtülüyorken üzerime.
Utanıyorum günahlarımın çıplaklığından.
Gözlerinin zulmü bitsin.
Şehre koşarak girsin bir adam.
Bir sonbahar yaşıyor içimde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!