"Mekke sokaklarında cehennem sıcakları vardı o gün...
İmanından vazgeçmeyen bir yiğidi, kor ateşlerin üzerine yatırdılar!
Sırtından dumanlar yükselirken, dilden dökülen sadece tevhitti...
Ne ateş yaktı o kalbi, ne kor soldurdu o iman nurunu!
Habbâb bin Eret... İslam’ın uğrunda ilk çileyi, ilk sabrı öğreten..."
Demiri eritirken imanını dövdü,
Zalimlerin zulmüne karşı tevhidi öğdü.
Kor ateşler üstünde yürürken canı,
Lal oldu dilleri, döküldü kanı.
Sırtındaki izler, birer şeref nişanı,
Asla sönmez o kalbin parlayan imanı.
"Allahu Ekber" dediği o an,
Nura gark oldu sanki koca cihan.
Ey Habbâb! Sabrın dağı deler, Hakk’ın sesi,
Senin imanın, İslam’ın en şanlı nefesi.
Kor ateşler sana serin ve selamet,
Müminlere umut, dertlere derman bu dâvet.
Ya Habbâb! Ya Çilekeş-i Din!
Canımız yoluna olsun feda!
Zindanda, zincirde, her türlü derde,
O’nun rızasında, O’nun yüce niyetinde.
Resul’ün gözyaşı dermanın senin,
Cennet bahçesidir artık meskenin.
Vefa timsali, cesaret dağı,
İslam bahçesinin en solmaz bağı.
İmanla yoğrulmuş o şanlı, kutlu nefesi.
Hiç zulme eğilmedi o pak başı!
O’nun rızasında buldu her bir telaşı!
Hakk yolunda bir dev, bir koca yürek,
İslam binasına en güçlü direk!
İslam'ın ilk çilesi, sabrın vefanın nuru...
Habbâb bin Eret...
Radıyallahu anh...
Kayıt Tarihi : 12.04.2026 09:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!