Mühür gözlüm,
Bak bu gün ayın on dördü,
Ayrılığın yirmi sekizi,
Yarısı senin, yarısı benim,
Hani demiştik ya biz, bir bedende iki canız,
El, alem bir yaşar biz iki yaşarız,
Baktıkça şu mezarlığa,
Düşerim bir yalnızlığa,
Sevdiklerim hep orada,
Dünyadan el üzmüş yatar
Anam, babam, kardaş,bacım,
Bu sabah kenarından geçiyordum mezarlık,
Mezar taşlarına bir bir takıldı gözlerim.
Hepsi oradaydı eş, dost, tanıdık,
Bak şu ellerde herkes bana yabancı,
Beni de al koynuna güzel mezarlık.
Yeter olduk gurbet elinde nalân,
Yürü gönül bu el bize yaramaz,
Gül dururken diken olurmu seyran,
Yürü gönül bu el bize yaramaz,
Gel bu hasret menzilinden geçelim,
Korkarım yüzüme bakmazsın diye,
Geçmişi gömersin belki maziye,
İçimden geçiyor sana gelmeye,
Merhaba demeye yüzüm tutmuyor,
Bilirim haklısın çekip gitsende,
Sabahta bahar hazzı rüzgarda aynı ahenk,
Tabiat dergahında mürşitleşir cümle renk,
Kuşatılmış gönüller, ruhlar meleklere denk,
Sevgi nefes nefese arzu kanatlanacak,
Kahırın kalesini sabrın yeli yıkacak,
Sen gideli bu ellerden gül yüzlüm,
Yanmış yüreğimde kor bana kaldı,
Bahar geldi tomurcuklar açıldı,
Zemheride yağan kar bana kaldı,
Gönül yaylasında tipi boran var,
Aşk vefa denince hele bir düşün,
Vicdanına kulak ver be sevdiğim,
Sitemkâr sözlerin mağrur bakışın,
Cehennemden beter kor be sevdiğim,
Nasılsa düşürdün aşkın narına,
Bu gün vakit sabah erken,
Camda hayel kurar iken,
Gökte kuşlar kanat vurur,
Suda kayık açmış yelken,
Aşka davet var sazımdan,
Yine öyle bir akşam,
Ruhuma kan gibi çöken her günbatımında,
Aşkımızı kurşunlara dizdiğin,
Ve gönül burçlarına,
Hicran bayrağını çektiğin bu viranede,
Yanmaktayım yasak bir hayalin ateşinde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!