"Gurbet!" der durur genç,
"Gitmek istiyorum, ne olur!
Görüp kalmak istiyorum..." der.
Gider en sonunda, pişman olur.
"Gurbet adında bir şehir var, çok güzel" diyorlar.
"Gel sen de yaşa, yaşadığını bil" diyorlar.
"Cennet oğlum burası, gel gör cenneti!" diyorlar...
Yalan!
Yalanlar söylendi gurbetler üstüne,
türküler yakıldı sevdalar üstüne,
hayaller üstüne, zenginlikler üstüne...
Hepsi boşmuş, yalanmış hepsi;
bu şehirde hiçbiri yok!
Cennetmiş gurbet...
Hayallerin gerçek olduğu yermiş...
Yalan! Hepsi yalan! İnan ki yalan!
Gurbet mahpusu varmış burada,
parmaklıkları özlemle boyanmış...
Hiç salıvereni olmadı.
Firar etmek imkânsız ama
denemeye değer dedim...
Değer olsa da devasız!
Özledim... Sıla yolu yetti artık!
Genç "Sıla!" der durur;
gidemez, alışır, benimser en sonunda.
O da unutur zamanla sılayı,
gurbet evi gibi olur;
kopamaz, kopmak istemez artık...
Cennet zanneder orayı.
Genç evlenir,
çoluk çocuğa karışır,
sılayı unutur...
Sıla artık gurbet,
gurbet artık cennet olmuştur.
Ve o da yeni gelenlere,
gurbete yeni düşenlere
aynı yalanı söyler:
"Cennet evlat... Gurbet cennet!"
12.01.2018
Mesut TütüncülerKayıt Tarihi : 7.08.2026 10:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!