Çocukken hep gurbet şiirleri, gurbet destanları okurduk, anlıyormuş gibi yaparak.
Bu destanların kahramanları hep büyük acılar çeker, sıla özlemiyle yanar tutuşurdu.
Nerden bilirdim anne, bende birgün bu destan kahramanlarından biri olacağım.
Şiirlerdeki, destanlardaki yürek acısını yaşayacağım. Bilemedim!
Benim gurbet destanım hiç anlayamadan başladı.
Sıladan uzaklaştığım günlerden çok daha sonraları; çünkü orda bir bekleyenim elini tutup acımı hafifleteceğim, başımı omuzuna dayayıp, hülyalara dalacağım birini bırakmamıştım.
Ne orda nede başka bir yerde.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta